Avrupa Birliği, Körfez ve Türkiye ile Hava Trafik Anlaşması Yapmanın Peşinde

European flag / Drapeau européenYıllar boyunca gündemde olan, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki sivil havacılık yatay anlaşması, Türkiye ve AB Komisyonu tarafından 2010 yılının Mart ayında parafe edilmişti.

TBMM tarafından onaylanmasının ardından resmen imzalanarak yürürlüğe girmesi beklenen anlaşmanın ardından, Türkiye ile AB arasındaki havayolu trafiği açısından enteresan bir dönem başlamış olacaktı.

AB üyesi herhangi bir havayolu şirketi, birliğe üye herhangi bir ülkeden Türkiye’ye serbestçe uçuş yapma hakkına sahip olurken, Türk taşıyıcılar AB içerisinde benzer bir serbestliğe sahip olamayacaklardı.

Yani mesela Türk Hava Yolları, Atina-Münih arasında sefer yapamayacak; ama Lufthansa rahatlıkla Londra-Antalya seferi yapabilecekti.

Söz konusu sivil havacılık yatay anlaşması, Türkiye ile AB’nin 26 üyesi arasında geçerli; zira Kıbrıs Rum Kesimi, bu anlaşmanın dışında tutulmuştu.

Ancak süreç beklendiğinin aksine son derece yavaş ilerledi.

AB üyeleri, Türkiye ile 2010 yılında imzalanan sivil havacılık anlaşmasının yürürlüğe girmesi için AB Komisyonu’na ancak iki yıl sonra; 2012 yılının Mart ayında yetki verdi.

Doğrusunu söylemek gerekirse, o tarihten sonra da bu anlaşma kendisine bir daha pek ön planda yer bulamadı.

Avrupa Birliği, Körfez ve Türkiye ile Hava Trafik Anlaşmaları Yapmanın Peşinde

Geçtiğimiz hafta basına yansıyan bir haber, bu çerçevede bakıldığında biraz şaşırtıcı oldu.

Haberde, üye devletlerin, AB Komisyonu’na, Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Güneydoğu Asya’daki ASEAN üyesi ülkelerle havacılık anlaşması yapma yetkisi verdiği belirtiliyordu.

İmzalanacak muhtemel anlaşmalarla birlikte yeni iş fırsatlarının doğabileceği, havayolu sektörünün daha da gelişeceği, yeni hatların açılacağı ve ortalama bilet fiyatlarının düşebileceği öne sürülüyor.

Komisyon, karşı taraflarla yürüteceği müzakerelerde adil rekabet ve finansal şeffaflık talebinde bulunma yetkisine de sahip.

Türkiye ve ASEAN üyeleri ile yapılacak görüşmeler için AB Komisyonu’na dört sene mühlet verildi. Arap ülkeleri ile yapılacak müzakereler için ise bu süre üç sene ile sınırlandırıldı.

Neticede şimdilik, AB ile Türkiye arasındaki sivil havacılık yatay anlaşmasının yürürlüğe girmesinin bir başka bahara kaldığını söyleyebiliriz.

Hele de İngiltere’nin AB’den çıkıp çıkmayacağının tartışıldığı şu günlerde…

Yatay Anlaşma Ne Getirir?

Türkiye ile AB arasındaki sivil havacılık yatay anlaşması, Türk havayolu şirketleri için sıkı bir sınav gibi görünürken, Türk turizm sektörü açısında çok büyük bir fırsata dönüşebilir.

Zira düşük maliyetli taşıyıcıların yanı sıra Türkiye’ye sefer başlatacak (veya artıracak) diğer şirketlerle birlikte;

a- bilet fiyatlarının ucuzlaması,

b- uçuş noktalarının çeşitlenmesi,

c- uçuş sıklığının artması ve,

d- Türkiye-AB arasındaki hava trafik pastasının dramatik bir biçimde büyümesi,

akla gelen ilk muhtemel gelişmeler oluyor.

Böylece yurdumuza gelen ve Türkiye’den AB üyesi ülkelere giden turist sayısında ciddi artışlar yaşanırken, hem turizm, hem de ticarî ilişkiler bu anlaşmadan fayda görecektir.

Abdullah Nergiz

Ticarî havayolu sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.