Geri kaldı, atlatıldı derken, Avrupa, yılın son çeyreğine büyüyen bir jet yakıtı açığıyla giriyor.
Enerji danışmanlık şirketi Energy Aspects, kıtanın 2026’nın dördüncü çeyreğinde günlük 510 bin varillik arz açığı vereceğini tahmin ediyor.
Aynı dönemde ABD’de günlük 18 bin, Asya-Pasifik bölgesinde ise 419 bin varil arz fazlası bekleniyor.

Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı tablo, yalnızca İran savaşıyla açıklanamayacak kadar yapısal bir sorun.
IATA’ya göre yaşlı kıta, tükettiği jet yakıtının yaklaşık yüzde 60’ını ithal ediyor. Avrupa’nın rafinaj kapasitesi son 20 yılda yaklaşık yüzde 20 gerilerken yeni yatırımların ağırlık merkezi Asya ve Orta Doğu’ya kaymış durumda.
İran savaşı Orta Doğu kaynaklı akışları ciddi biçimde kesince Avrupa; ABD, Kanada ve Nijerya’nın ardından Güney Kore’den de daha fazla yakıt almaya başladı.
Güney Kore’den eylül ayında Avrupa’ya yönelen sevkiyat günlük yaklaşık 129 bin varile ulaşarak Ekim 2022’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
Güney Kore’nin temmuz ayındaki jet yakıtı üretimi yaklaşık 13,89 milyon varille yedi yılın zirvesine yükseldi. Ülkenin ham petrol işleme miktarındaki artış, Avrupa’ya ilave ihracat yapılmasını mümkün kıldı.

Lâkin bu durum, Avrupa’daki sıkışıklığı ortadan kaldırmış değil. Amsterdam – Rotterdam – Anvers bölgesindeki bağımsız jet yakıtı stokları, son ölçüm haftasında yedi yılın en düşük düzeyine geriledi.
Fiyat cephesindeki baskı da sürüyor.
IATA’nın Jet Fuel Price Monitor verisine göre küresel jet yakıtı ortalaması bir haftada yüzde 6,1 artarak varil başına 181,46 dolara yükseldi. Bu rakam, IATA’nın 2026 geneli için haziranda kullandığı 152 dolarlık ortalama fiyat varsayımının oldukça üzerinde bulunuyor.
IATA, havayollarının 2026’daki toplam yakıt giderinin 350 milyar dolara ulaşabileceğini ve yakıtın faaliyet maliyetleri içindeki payının yüzde 31,4’e çıkabileceğini öngörüyor.
Avrupa merkezli taşıyıcıların önemli bir bölümü yıl için yakıt fiyatlarını koruma altına almış olsa da bu yöntem uzun süren fiyat artışını ortadan kaldırmıyor, yalnızca etkisini geciktiriyor.
Bununla birlikte, günlük 510 bin varillik açık tahmini Avrupa’daki havalimanlarında yakıtın tükendiği veya uçuşların iptal edileceği anlamına gelmiyor.
Asıl risk, uzak tedarikçilere bağımlılığın ve taşıma maliyetlerinin artmasıyla birlikte yeni bir kesintiye karşı hareket alanının giderek daralması.
Bakalım mart ayından bu yana süren krizin bu aşaması, nasıl atlatılacak?
