DMT’ler, İş Seyahatinde Bir Alternatif Olabilir mi?

İş amaçlı olarak yapılan seyahatler özellikle Mercedes-Benz, HP, Siemens, Coca-Cola gibi dünyanın dört bir yanında on binlerce çalışanı olan çok uluslu şirketler ile devletlerin dış ilişkilerinde aktif rol oynayan kurumları yakından ilgilendiren konulardan bir tanesidir.

Böylesine büyük kurum ve kuruluşlardaki seyahat sayısı o kadar fazla olabilmekte ki, işin mâlî boyutunun yanı sıra, çalışanların seyahatlerinin organizasyonu da büyük önem taşımakta.

İngilizce’de “Travel Management Company” (TMC), Türkçe’de “Seyahat Yönetim Şirketi” (SYŞ) olarak adlandırılan büyük çaptaki seyahat acenteleri, küresel çapta faaliyet göstererek, personelinin seyahatlerini düzenleme ihtiyacı duyan şirketlere yardımcı olmakta.

Düşük Maliyetli Taşıyıcılar (DMT), İş Seyahatlerinde Bir Alternatif Olabilir mi?

Küresel kapsamda faaliyet gösteren şirketler, tabii olarak, personelinin seyahat planlarını genelde, küresel çapta faaliyet gösteren büyük network taşıyıcılar üzerinden yapıyor.

Nispeten daha dar bir bölgede hizmet veren DMT’ler (low-cost carrier), küresel şirketlerin seyahat pastasından bu yüzden network taşıyıcılara göre çok daha düşük bir pay alabiliyor.

Dünyanın en önde gelen SYŞ’lerinden bir tanesi olan Carlson Wagonlit (CWL) tarafından hazırlanan bir raporda, DMT’lerin iş seyahati pazarındaki yeri ele alınarak, bu iş modelini benimseyen şirketlerin farklılıkları ve benzerlikleri sıralanmış.

ABD ve Avrupa Birliği iç hat pazarlarında network taşıyıcılar ile düşük maliyetliler arasındaki iş modeli özellikle bilet fiyatlarının yolculara sunuş şeklinin “unbundle” edilmesi noktasında bir birine çok yaklaşmış durumda.

Bunun yanı sıra, söz konusu iki iş modelinin maliyet yapıları da benzeşmeye başladı.

Öte yandan, düşük maliyetli iş modelinin öyle bazı özellikleri var ki, Southwest, Ryanair, Wizz Air, easyJet gibi şirketlerin bunlardan vaz geçmesi pek mümkün görünmüyor.

İkincil havalimanlarına sefer düzenleme, bilet fiyatlarını GDS’lerden yayımlamama ve “hub & spoke” yapısı yerine noktadan noktaya uçuşları esas alan bir uçuş ağına sahip olmak, düşük maliyetli taşıyıcıların kolay kolay vaz geçmeyeceği unsurdan hemen akla gelen bir kaç tanesi.

Air Berlin gibi “melez” bir iş modelini takip eden şirketleri ise -en azından şimdilik- istisna olarak kabul etmemiz gerekiyor.

CWL’nin raporunda ayrıca dünyanın farklı bölgelerindeki önde gelen düşük maliyetli taşıyıcılara değinilmiş.

  • Kuzey Amerika: Southwest, Jetblue, Westjet
  • Güney Amerika: Pluna, Azul, Satena, Interjet, Volaris, Star
  • Avrupa: Ryanair, easyJet, Wizz Air, Norwegian Air Shuttle
  • Orta Doğu: Jazeera Airways, Air Arabia
  • Asya Pasifik: Virgin Australia, Air Asia, Jet Star, IndiGo, Tiger Airways, Spring Airlines, Cebu Pacific Air
  • Asya Pasifik’teki yeni DMT’ler: Jetstar Japan, Peach, Scoot, SpiceJet ve Thai Smile

Küresel ekonomik aktivitenin merkezinin Asya – Pasifik bölgesine kaymasına paralel bir biçimde, bu bölgedeki düşük maliyetli şirket zenginliğinin de arttığı açıkça görülüyor.

İş amaçlı seyahat kavramının da bu gidişattan etkileniyor olması gayet doğal.

Dolayısıyla, ABD ve AB pazarındaki DMT’lerin, iş seyahatine yönelik bazı girişimleri gözlemlenmekle birlikte, bu konuda asıl çarpıcı gelişmenin Asya Pasifik bölgesinde yaşanacağı tahmin ediliyor.

Büyük şirketlerin seyahat planlarında yer alabilmeleri için, DMT’lerin halletmesi gereken en önemli husus, bilet fiyatlarının GDS kanalı üzerinden yayımlanıyor ve böylece mukayese edilebiliyor hale gelmesi.

Maliyetler konusunda bir hayli hassas bir iş modeli için böyle bir adım atabilmek, çok da kolay olmasa gerek.

DMT’lerin bazılarının ikincil havalimanlarını tercih ediyor olması da, uçuşun ardından ilave bir karayolu bağlantısı gerektireceğinden, toplam seyahat maliyetini etkileyen bir başka etken.

Neticede küresel şirketler açısından, iş amaçlı olarak yapılan seyahatlerde dikkat edilmesi gereken dört husus bulunuyor:

  1. DMT’lerin yolculara neyi nasıl sunduğunun iyice anlaşılması ve değerlendirilmesi,
  2. Toplam seyahat maliyetinin mukayese edilmesi,
  3. Uçuş sıklığı, tarife yapısı gibi bazı noktaların hesaba katılması,
  4. Stratejik olarak hareket edilerek, ortalama bilet maliyetini düşürmek amacıyla DMT’lerin, network taşıyıcılara karşı rekabete dahil edilmesi.

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 25 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.