Hızlı Tren – Uçak Rekabeti Artıyor

Hızlı tren – uçak rekabeti her geçen gün artıyor.

Özellikle Asya ve Avrupa’da ön plana çıkan çok hızlı tren sistemleri, hem bilet fiyatı hem de “kapıdan kapıya” toplam seyahat süresi bakımından, uçak yolculuğu ile başa baş rekabet eder noktaya geldi.

Uçakla seyahat tek başına daha hızlı gibi görünse de gerek havalimanlarının şehir dışında bulunması ve gerekse güvenlik, bagaj teslimi gibi prosedürlerin uçağa biniş sürecini uzatması, kısa mesafeli iki nokta arasındaki seyahat biçimi tercihinin demiryolu veya karayolu lehine ağırlık kazanmasına yol açıyor.

Buna ilave olarak, tren istasyonlarının genelde kent merkezlerinde bulunması, yolcuların tercihini bu yönde yapmasını teşvik eden unsurlardan bir diğeri.

500 km’ye kadar olan mesafelerde hızlı trenin, uçağa göre ciddi bir zaman avantajı bulunuyor.

500 – 1000 km arasındaki mesafelerde de hızlı tren – uçak arasında mücadele devam ediyor.

1.000 km’nin üzerindeki mesafelerde ise uçakla seyahat süre açısından çok daha mâkul bir imkân sunuyor.

Bloomberg tarafından yapılan bir araştırma, bu rekabetin gelmiş olduğu seviyeyi gösteriyor.

Mesela Londra ile Paris arasındaki seyahatinizde hızlı treni tercih etmeniz halinde, bilet için biraz daha fazla para ödeseniz de, gideceğiniz yere uçak yolculuğuna nispeten daha hızlı bir biçimde varma imkânınız bulunuyor.

Bu hattı kullanan yolcu sayısı yıllık bazda 10 milyonu aşmış durumda.

Yine diğer bazı örneklerde görüldüğü üzere, toplam seyahat süresi hemen hemen aynı uzunlukta olmakla birlikte, hızlı tren yolculara, fiyat avantajı sunabiliyor.

Çin’deki hızlı tren sistemi

Hızlı tren ağı konusunda son yıllarda özellikle Çin öne çıkıyor.

Yakın bir geçmişte Pekin ile Şanghay arasında hizmete giren yeni hızlı tren, 1.250 km’lik mesafeyi dört buçuk saatte kat ediyor.

Trenin hızı, 350 km/s’ye kadar çıkabiliyor.

Bu hatta halihazırda yılda 100 milyon yolcu seyahat ediyor.

Geçtiğimiz Eylül ayında Hong Kong’un, Çin ana kıtasındaki hızlı tren sistemine bağlanmasıyla birlikte, uçak ve tren arasındaki rekabete yeni bir boyut eklendiği rahatlıkla söylenebilir.

Zira Çin iç hat uçuşlarında yaşanan rötarlar, iki nokta arasındaki toplam seyahat süresini, kâğıt üzerinde görünen teorik sürenin çok ötesine taşıyor.

Japonya ve Hızlı Tren

Hızlı tren denince dünyada belki de akla ilk gelen ülke, Japonya.

Shinkansen adı verilen hızlı tren sistemi, Japon havayolu şirketlerini ciddi bir biçimde zorluyor.

Japonya’nın en yoğun yolcu trafiği olan Tokyo ve Osaka kentleri arasındaki mesafe yaklaşık 500 km. Yani hızlı trenin oldukça kuvvetli olduğu bir segment.

Bu hatta All Nippon Airways (ANA) günde 15 uçuş yapıyor. Hızlı tren ise aynı hatta 500 yolcu kapasitelik setlerle her 15 dakikada bir sefer düzenliyor ve aradaki mesafeyi iki buçuk saatte kat ediyor.

High speed train_JR_East_Shinkansen_Niigata_Depot_2012_japan

Japonya’da toplam yolculuk süresi iki buçuk saate kadar olan seyahat pazarının %75’i, hızlı tren sisteminin elinde bulunuyor.

Yaşanan dişe diş rakabetin farkında olan ANA, yolcuların treni tercih etmesine yol açan ve toplam seyahat süresini artıran bazı noktalarda iyileştirmeler yapmaya çalışıyor.

Check-in, güvenlik kontrolü, boarding gibi süreçler ANA tarafından mercek altına alınmış durumda.

Bunun yanı sıra, uçak yolculuğunu daha cazip hale getirebilmek için özel yolcu salonu (lounge), uçuş esnası yemek ve internet hizmetleri ve sık uçan yolcu programı gibi yolcu memnuniyeti açısından önemli noktalarda iyileştirme çalışmaları yapılıyor.

Avrupa’da Rekabet Çok Keskin

Hızlı tren etkisinin hissedildiği bölgelerin başında hiç şüphe yok ki Batı Avrupa geliyor.

Fransa’nın iki önemli kenti Paris ve Lyon arasında hızlı tren seferleri (TGV) 1981 yılında başlatıldı. 450 km’lik bu mesafeyi iki saatte kat eden TGV, havayolu trafiğinde %40’a varan azalma yaşanmasına sebep oldu.

Air France bu hattı kapatmak zorunda kalırken, Avrupa’nın iki lider düşük maliyetli taşıyıcısı Ryanair ve easyJet dahi, Paris – Lyon hattından uzak durdu.

Paris – Marsilya hattında da havayolu pazarında ciddi kayıplar yaşandığını belirtelim.

Hızlı tren sisteminin benzer etkileri, 1990’lı yıllarda İspanya’da da yaşanmıştı.

Madrid – Seville arasında inşa edilen hızlı tren hattı yolcularının %32’si daha önce uçak, %25’i ise karayolu kullanan kişilerde oluşuyordu.

Bu hattaki uçak yolcu sayısında %60’a varan oranda gerileme yaşandığını da hemen ilave edelim.

Yukarıdaki grafikten de görüleceği üzere, tren ve uçak ile yapılan seyahatlerin arasındaki süre azaldıkça, pazar payları hızlı tren lehine muazzam bir biçimde artıyor.

Bu noktada, dünya genelindeki toplam yolcu sayısı içerisinde demiryolu ulaşımının pazar kaybettiğini ancak hızlı tren hatlarının ayakta kalabildiğini hatırlatalım.

Hızlı Trenin, Havalimanlarına Etkisi

Öte yandan; hızlı tren sistemleri sadece havayolu şirketlerini değil, havalimanlarını da etkiliyor.

Avrupa’da bir çok kentin, dolayısıyla da havalimanının birbirlerine çok yakın mesafelerde olması, yolcuların hızlı tren sayesinde havalimanlarına olan ulaşımını kolaylaştırırken, söz konusu havalimanlarının yolcu pazarlarında değişikliklere sebep oluyor.

Yolcu kaybı yaşanabildiği gibi, özellikle uçuş ağı geniş olan havalimanları açısından hızlı tren sistemleri bir avantaj da olabiliyor.

Besleyici Etkisi (Feeder Effect) şeklinde ifade edilebilecek bu durumda, hızlı trenin iki farklı açıdan rolü olabiliyor.

  1. Küçük havalimanlarından hub’a, besleyici uçak seferi yapmak yerine, besleyici tren sefeleri yapılıyor. Air France, Paris – Brüksel arasında bu sistemi uzun zamandır uyguluyor.
  2. Yolcular, havalimanına ulaşımda otomobil, otobüs veya normal tren yerine, hızlı treni tercih ediyor. Bu durumda;
    • Havalimanına ulaşım süresi kısalıyor,
    • Havalimanının “yolcu toplama havzası” genişliyor,
    • Bir birine yakın havalimanları arasındaki rekabet düzeyi yükseliyor.
Abdullah Nergiz

Ticarî havayolu sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.