Karbon Emisyonu Sisteminin Zayıf Noktaları

karbon_emisyonu_abYürürlüğe giriş tarihi yaklaştıkça hakkındaki tartışmalar büyüyen Avrupa Birliği (AB) Karbon Emisyonu Sistemi ile ilgili olarak IATA tarafından yapılan “iptal etme” çağrısını hatırlıyoruz.

Şimdi o çağrının ayrıntılarına bir bakalım ve IATA tarafından “misguided” olarak tanımlanan uygulamanın zayıf noktalarının neler olduğunu inceleyelim.

Gerek havayolu şirketleri, gerekse uçak ve motor üreticileri, karbon emisyonu salınımını azaltmak amacıyla ellerinden geleni yapıyorlar. 2020 yılına kadar emisyon miktarının yılda ortalama %1.5 oranında azaltılması hedefleniyor.

2050 yılına gelindiğinde ise, emisyon salınımının 2005 yılına nispeten yarı yarıya azaltılacağı hesaplanıyor. Bir hayli iddialı bir hedef.

Zira günümüzde yılda yaklaşık 2.8 milyar yolcu ve 46 milyon ton kargo taşıyan havayolu sektörünün, 2050 yılına gelindiğinde yılda 16 milyar yolcu ve 400 milyon ton kargo taşıması bekleniyor.

Sektör genel olarak karbon emisyonu salınımının azaltılması yönünde hemfikir. Zaten bu yönde hareket edebilmek için ICAO’nun liderliğinde belirlenen, dört bacaklı bir strateji bulunuyor.

Teknolojiye yatırım, daha verimli altyapı, daha verimli işletme yapısı ve müspet yönde iktisadi tedbirler, bu stratejiyi oluşturan unsurlar.

Küresel kapsamda yürütülmek istenen böyle bir strateji varken AB tarafından tek taraflı ve bölgesel kapsamlı bir sistemin havayolu şirketlerine dayatılması, pek de makul bir girişim olarak algılanmıyor.

AB’nin getirdiği sistem öncelikle uluslararası hukuka aykırı bir şekilde vergilendirme yapıyor. Sistem dahilindeki hesaplamada bir uçuşun sadece AB hava sahasındaki bölümü değil, başından sonuna dünya genelindeki tamamı baz alınıyor.

ABD, Çin ve Hindistan bu sisteme resmen muhalefet eden devletler.

Bu temel sorunun yanı sıra mesafe bazlı yapılacak hesaplamalar sonucunda AB sınırlarına uzak olan havalimanlarını hub olarak kullanan şirketlerin maddi açıdan dezavantajlı durumu düşecek olması, serbest piyasa şartlarında rekabeti tahrip edici bir rol oynayacak.

AB’nin tek taraflı uygulaması, küresel çapta yapılması amaçlanan emisyonla mücadelenin dengesini bozup çok katmanlı bir vergilendirmeye sebep olacağından, yolcuların gereğinden fazla bir miktarda ödeme yapmasına yol açacak. Yolcuların diyoruz zira havayolu şirketleri daha en başından, karbon emisyonu sisteminin maliyetini bilet fiyatlarına yansıtmanın planlarını yapıyor.

Son olarak, AB’nin sistemindeki en büyük soru işaretlerinden bir tanesi, toplanan vergilerin ne yönde kullanılacağı. Yani AB kasasına giren paraların çevre ile ilgili konularda harcanacağının bir garantisi bulunmuyor.

Görünen o ki, karbon emisyonu sistemi daha çok su götürecek!

Abdullah Nergiz

Ticarî havayolu sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.