Nostaljik Bir Resmî Kartel Olarak IATA

IATA bazı kriterlere göre belirlenen ilk beş havayolunu açıklamış. Ama açıkladığı listede en üstlerde yer alan Southwest, Ryan Air, Easy Jet gibi şirketler IATA üyesi bile değil. IATA kendisini öyle bir sunuyor ki, sektörün dışında olanları bırakın, içindekiler bile IATA üyeliğini “olmazsa olmaz” kâbilinden bir şey sanıyor.

Öyle mi gerçekten?

ABD’de 1978′de gerçekleşen deregulasyona kadar sivil havacılık sektöründe hem uçuş tarifesi, hem de bilet fiyatları konusunda resmî bir kartel konumunda olan IATA’nın borusu ötmekteydi. Düzenlenen trafik konferansları, tarife ve ücret koordinasyon toplantıları, belki de hem devletlerin hem de şirket yönetimlerinin işine geliyordu. Çünkü bu sayede rekabet kavramı sivil havayolu sektörü için ‘bir hoş sada’dan ibaret kalıyordu.

Tabii söz konusu IATA toplantılarında güçlü olanların daha baskın çıkarak kendi menfaatleri doğrultusunda karar aldırdıklarını vurgulamama herhalde gerek yok. Mesela; 1972 yılının sonundan itibaren geniş gövdeli DC-10′ları filosuna katan THY’nin hazırladığı 1973 yaz tarifesinin Avrupa’nın önde gelen havayolları tarafından bir IATA toplantısında reddedildiği örneğini vermemiz yeterli olacaktır.

Mevsim her zaman bahar olmuyor. Bunun bir de kışı var. 1978 yılında ABD iç hatlarındaki deregulasyon kararı, IATA için adeta kış mevsiminin habercisi olmuştur. ABD sivil havacılık otoritesinden gelen ve IATA’nın varlık sebebini sorgulayan beklenmedik çıkışlar neticede IATA’nın kendi içinde ikiye bölünmesiyle sonuçlanmıştır:

  1. Ticarî Birlik
  2. Ücret Eşgüdüm Sistemi

İsteyen şirketler sadece ticarî birliğe üye olup, ücret koordinasyon sisteminden bağımsız olabilecekti. Böylece IATA’nın tamamen ortadan kalkması engellenmiş oldu.

IATA’yı davetsiz misafire benzetiyoruz. Bir gün ansızın gelmiş ve kalkıp gitmek bilmiyor. Hele dünyanın şu an içinde bulunduğu küresel ekonomi şartlarında bu kurum için ‘kerameti kendinden menkûl’ bile denilebilir.

Şu an bu kurum ne işe yarar derseniz; düzenlediği toplantılarla sektörün ileri gelenlerini bir araya getirerek sosyal networking imkânı sunmak dışında IATA’nın pek de bir fonksiyonu kalmamıştır.

Abdullah Nergiz

Ticarî havayolu sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.