Sabre, Airlines International’da Yayımlanan Makaleye Tepki Gösterdi

Sabre_freedom_to_connect1960 yılında American Airlines bünyesinde hayata geçirilerek yıllar içerisinde seyahat sektörünün tamamında etkili olacak bir değişimin öncüsü ve habercisi olan SABRE (Semi-Automatic Business-Related Environment), zamanla bağımsız bir şirket haline evrilerek, 9.000’den fazla çalışanı ve 3 milyar USD yıllık cirosu olan bir dev haline gelmişti.

Fakat bundan bir buçuk sene kadar evvel American Airlines, yeni geliştirdiği “direct connect” sistemi sayesinde, global ücret dağıtıcılarını by-pass ederek, kendi ücretlerini online acentelere doğrudan gönderme yoluna gitmişti.

Şirketin amacı hem ücret dağıtım maliyetlerini azaltmak, hem de kendi yolcusuyla doğrudan temas kurarak onlara çok daha çeşitli, ilave diz mesafesi olan koltukları satın alabilmek gibi, özel teklifler sunabilmekti. Direct connect sisteminin ilk kurbanı Orbitz olmuştu. American, Orbitz’le olan anlaşmasını fesh ederek ücretlerini bu platformdan çekmişti.

American ayrıca bir dava açarak bu mücadeleyi bir adım öteye taşımıştı.

Orbitz ve Travelport’u mahkemeye veren şirketin iddiası, bu iki online seyahat devinin, American Airlines’a ait fiyatları olduğundan yüksek göstererek haksız rekabete yol açtığı yönündeydi.

Bununla da yetinmeyen American, öz evladı denilebilecek Sabre’ı da söz konusu davaya dahil etmişti. Sabre’la beraber, ona bağlı olan bir şirket konumundaki Travelocity de American’ın şikayetinden nasibini almıştı.

2011 yılı içerisinde ilişkilerde yaşanan bu gerginlikler biraz durulmuşken, IATA’nın “Airlines International” adlı dergisinin Şubat-Mart 2012 sayısında yayımlanan bir makale, özellikle Sabre tarafından büyük tepkiyle karşılaştı.

Makalede özetle, GDS’lerin tekelci güçleri sebebiyle modern teknolojiye ayak uydur(a)madığı ve mesela ürününü “unbundle” ederek yolcusuna sunmak isteyen havayolu şirketleri için frenleyici rol oynayarak gelir kaybına yol açtığı tezi işleniyor.

Sabre Travel Network’ün üst düzey yöneticilerinden Chris Kroeger söz konusu makaleyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “yanlış bilgilendirme” ve “yanlış algılama” hususuna dikkat çekerek, Sabre’ın inovasyona ne denli önem verdiğini vurguladı.

Kroeger buna ilave olarak, IATA yönetiminin pazar dinamiklerinden habersiz olduğunu da iddia etti.

Açıklamasında Sabre’ın modern teknolojiye yaptığı yatırımları ayrıntılandıran Kroeger, GDS sektöründe sanılanın aksine rekabetin yüksek olduğunu belirtti.

Sabre tarafından son geliştirilen yazılımlar sayesinde havayolu şirketlerinin “unbundle” ettikleri ürünlerini kolayca satabilir hale geldiği de yine Kroeger’in açıklamasında mevcut.

Görünen o ki, genel dağıtım sistemleri şirketleriyle havayolu firmaları arasında özellikle son bir kaç yıl içerisinde iyice su yüzüne çıkan gerilim, önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecek.

Müşterisine doğrudan ulaşmak isteyen havayolları, stratejik ve mâlî açıdan ciddi bir gider kalemi olarak algıladıkları GDS şirketlerini aradan çıkarmak için her yolu deneyecek.

Abdullah Nergiz

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.