Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından sonra Avrupa semalarında sıklaşan GPS kesintileri, beklenenden çok daha ilginç bir hikâyeye işaret ediyor.
İlk bakışta sorun, karadan yapılan klasik bir elektronik karıştırma faaliyeti gibi görünüyordu. Özellikle Rusya’ya ait Kaliningrad’a konuşlandırılan Tobol adlı elektronik savaş sisteminin, uçuş emniyetini ciddi biçimde etkilediği ileri sürülüyordu.
Fakat araştırmacıların topladığı veriler, sinyalin kaynağının yerde değil uzayda aranması gerektiğini gösteriyor.
Veritasium kanalında yayımlanan bir video, bu gizemin nasıl çözüldüğünü anlatıyor.

Hikâyenin merkezinde, Avrupa’nın farklı noktalarındaki GNSS (uydu seyrüsefer sistemleri) istasyonlarının aynı anda yaşadığı çok kısa sinyal düşüşleri bulunuyor. Bu kesintiler sadece birkaç saniye sürüyor. Buna rağmen geniş bir coğrafyada aynı anda görülmeleri, sıradan bir yerel arıza ihtimalini zayıflatıyor.
Araştırmacılar, yıllar boyunca biriken GNSS ölçüm verilerini karşılaştırıyor. Avrupa, Grönland ve Kanada’daki istasyonlardan gelen verilerde benzer zamanlamaya sahip olaylar tespit ediliyor. Sinyal gücündeki ani düşüşlerin konumu, zamanı ve yönü analiz edildiğinde tablo giderek netleşiyor.
Sonuçta izler, Rusya’nın, altı farklı uydundan oluşan erken uyarı sistemi EKS’ye uzanıyor.
Bu sistem içinde özellikle Cosmos 2546 adlı uydu, GPS karıştırma olayının muhtemel kaynağı olarak öne çıkıyor. Bu uydu, Molniya adı verilen eliptik yörüngede görev yapıyor. Bu yörünge tipi, yüksek enlemler üzerinde uzun süre kalabilmesiyle biliniyor.
Bununla birlikte, ekibiyle birlikte söz konusu araştırmayı gerçekleştiren Prof. Todd Humphreys, Rus uydusunun gönderdiği sinyalin, deneme amaçlı; yani gerektiğinde büyük bir elektronik saldırı düzenleyebilmeye hazır olunmasına yönelik olabileceğini söylüyor.
Humphreys ayrıca, söz konusu sinyal aracılığıyla gizli bir mesaj aktarımı yapılıyor olabileceğini de belirtiyor.

Neticede ortaya çıkan bu durum, GPS güvenliği açısından önemli bir eşiğe işaret ediyor. Zira mesele artık yalnızca sınır bölgelerinde çalışan karasal karıştırıcılarla sınırlı görünmüyor. Uzaydan yapılan veya uzay kaynaklı bir GNSS müdahalesi, çok daha geniş bir alanda etkili olabiliyor.
Sivil havacılık açısından bu gelişme, GPS’e mutlak bağımlılığın risklerini bir kez daha gündeme getiriyor. Modern uçaklar farklı seyrüsefer yedeklerine sahip olsa da bu tür müdahaleler pilotların ve hava trafik kontrol birimlerinin iş yükünü artırıyor.
