Nesnelerin İnterneti, Uçak Tasarımı ve Üretimini Değiştirecek

Airbus A350-1000 üretim hattında...

Airbus A350-1000 üretim hattında…

Internet of Things veya Türkçe’deki farklı deyişleriyle, Şeylerin İnterneti, Eşyanın İnterneti, Nesnelerin İnterneti; objelerin birbirleriyle ve çevreleriyle internet üzerinden iletişime geçerek bir veri duyma, toplama, aktarma, analiz etme ve dağıtma becerisine ulaşması anlamına geliyor.

2020 yılında, dünya nüfusunun yarısından fazlasının internete bağlı olacağı ve 1 milyardan fazla evde kablosuz internet bağlantısı bulunacağı tahmin ediliyor.

Hatta o yıla gelindiğinde, 100 milyon otomobilin internet bağlantısı bulunacağı öne sürülüyor.

Bu çerçevede, internetin gelişiminde üçüncü dalganın yaşanacağı belirtiliyor.

1990’lardaki ilk dalgada sabit altyapı üzerinden 1 milyar kadar kullanıcı, kişisel bilgisayarlarla internete bağlanmıştı.

2000’li yıllarda, mobil cihazlar sayesinde bu rakam 6 milyara kadar yükselecek.

Nesnelerin interneti kavramı ile birlikte, 2020 yılına gelindiğinde, 28 milyar nesnenin internete bağlanmış olacağı tahmin ediliyor. Kimi analistler, bu rakamın çok daha yüksek olacağını ve belki de 50 milyar cihazın online olacağını iddia ediyor.

Nesnelerin interneti kavramına en fazla yatırımın otomotiv, makina, elektronik gibi sektörler arafından yapılması bekleniyor.

Nesnelerin İnterneti, Uçak Tasarımı ve Üretimini Değiştirecek

Nesnelerin interneti, her zaman en ileri teknolojili ürün ve hizmetlerin kullanıldığı havayolu sektöründe de yakından takip ediliyor.

Bu çerçevede ilk aşamada, zaten birbirleriyle “konuşmakta” olan sistemler, nesnelerin interneti konsepti dahilinde değerlendirilmeye başlandı.

Havalimanlarına yerleştirilecek sabit ekranlar, yer hizmetleri personelinin kullanabileceği giyilebilir cihazlar, check-in, lounge, boarding, duty-free ve perakande mağazalar gibi bir çok noktada hem yolculara, hem de işletmecilere büyük kolaylıklar sağlayabilir.

Uçak içerisinde ise, yerleştirilecek sensörler, her bir yolcunun yorgunluk durumunu, vücut sıcaklığı ve hidrasyon seviyesini ölçerek, ortamın buna göre anlık olarak değişmesini ve yolcu konforunun artmasını sağlayabilir.

Bu gibi kullanımların bir adım ötesinde ise, çok daha hassas ve karmaşık konular gündeme gelir oldu.

Son dönemde, halihazırda birbirleriyle online bağlantısı olmayan farklı sistemlerin, nesnelerin interneti konseptine uygun bir biçimde senkronize bir biçimde çalışır hale getirilmesi hedefleniyor.

Bu noktada, uçak ve uçak parçalarının tasarımı ve üretimi ön plana çıkıyor.

Onlarca farklı alt üretici ve tedarikçinin rol aldığı böylesine karmaşık bir yapının tam anlamıyla birbirine bağlı hale getirilmesi, hem tasarım ve üretim sürecindeki hata oranını en aza indirecek, hem de verimliliği artıracaktır.

Buna ilave olarak, ürünlerin kalitesi ve güvenirliği de yükselecektir.

Airbus A380’in geliştirme sürecinde yaşanan kablo problemini ve Boeing 787’nin geliştirme sürecinde alt tedarikçilerle yaşanan senkronizasyon problemlerini bir hatırlayın…

Üretim sırasında uçak parçalarının ve yapısının üzerine entegre edilecek “esnek elektronikler” sayesinde, üretim ve sonrasındaki işletim süreçleri gelecek yıllarda bambaşka bir görünüme bürünecek gibi görünüyor.

Böylece üretim hattı, işletim süreci ve bakım aşaması, uçtan uca gözlemlenebilecek ve çok etraflı bir biçimde veri toplanarak tüm bu aşamalardaki verimlilik en üst düzeye taşınacak.

Hatta, “artırılmış gerçeklik” (augmented reality) uygulamaları kullanılarak, sanal ve fiziksel ortamlar bir araya getirilecek.

Dünyanın önde gelen uçak üreticilerinden Boeing bu işe özel önem verirken, Amerikan ordusu da bu yöndeki desteğini eksik etmiyor.

Geliştirilecek teknoloji ve uygulamaların sonraki yıllarda ylcu uçağı üretiminde de kullanılacağını tahmin etmek hiç de güç olmasa gerek.

Uçak üretiminde ve bir sonraki aşamada uçakların işletiminde nesnelerin interneti konseptine geçiş, beraberinde bazı güvenlik sorularını getiriyor.

Bir uçağa ilişkin bu kadar fazla miktar verinin güvenli bir biçimde aktarılması, depolanması ve işlenmesi, büyük önem arz ediyor.

Bu açıdan üretim süreçlerinin güvenliğini sağlamak nispeten kolay olmakla birlikte, havadaki bir uçaktan elde edilecek (günümüzdekine nispeten çok daha fazla) veriye ilişkin son derece hassas davranmak gerekiyor.

Neticede; çoktandır gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olan internet, önümüzdeki yıllarda uçak üretimi ve işletiminde de, nesnelerin interneti konsepti bağlamında büyük rol oynayacak.

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 25 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.