TOMTAŞ – Kayseri Uçak Fabrikası

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, galip devletlerle Almaya arasında 28.06.1919’da imzalanan ve 10.01.1920’de yürürlüğe giren Versay Anlaşması, Alman silahlı kuvvetlerini bir çok açıdan sınırlandırmaktaydı.[1] Uçak imalatı, dolayısıyla Hava Kuvvetleri’nin (Luftwaffe) yeniden teşkil edilmesi yasağı da anlaşmaya dahildi. Sadece sivil uçak tasarımı izni verilmişti. Bir şekilde anlaşmanın ağır şartlarının çevresinden dolaşmak isteyen Almanya, ‘Junkers’[2] adlı uçak üreticisi firmasıyla yurtdışında yatırım imkânlarını zorlamaya başlamıştı. İlk olarak Sovyet Rusya ile anlaşarak, Moskova yakınlarında bir fabrika kurdular.[3] Ardından gözünü eski müttefikinin mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti’ne çeviren Almanlar’ın çabası sonuçsuz kalmadı. Öncelikle yukarıda belirtildiği üzere, Junkers firmasına Türkiye’de sivil havacılık yapma izni verildi. Akabinde, Türkiye’de uçak üretmenin yolları aranmaya başlandı ve Ağustos 1925’te, Alman hükümetinin de desteğiyle, Türkiye ile Junkers arasında bu yönde bir anlaşma imzalandı.[4] Anlaşmaya göre Junkers, Kayseri’de bir motor üretim tesisi kuracak, Türkiye’nin ihtiyacı olan savaş uçakları da TOMTAŞ’tan alınacaktı. 40 yıllık bir süre için yapılan anlaşmada, tesisin kapasitesi yıllık 250 uçak olarak öngörülmüştü. Ve sonuçta Kayseri’de, ‘Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi’ (TOMTAŞ) kuruldu. Öncelikle askerî uçak üretmenin amaçlandığı fabrikada yolcu uçakları da gündemdeydi. TOMTAŞ; 06.10.1926’da fabrikayı Kayseri’de açarken, Eskişehir’de de fabrikanın bir şubesini açmıştır.[5] Almanya’dan gelen beş mühendis ile 120 Alman ve 240 Türk işçisi tesiste görev yapıyordu.

1927 yılına kadar, yapılması planlanan dört hangardan ancak iki tanesi tamamlanmıştı. Fakat proje pek uzun soluklu olamadı. Junkers’in iddialarına göre Türk Hükümeti’nin gerekli sermaye ödemelerini geciktirmesi, Türk tarafına göre ise Junkers’in patent ve lisans konusunda anlaşmazlık çıkarıp Türkiye havacılık sektöründe tekel olmayı amaçlaması sebebiyle 1928 Mart ayında sözleşme fesh edildi.[6] Fabrikanın kaderini değiştirecek bu sorun yaşanırken, çift motorlu Junkers A-20 bombardıman uçaklarının yapımı için hazırlıklar bitmiş, montaj ile ilgili çalışmalar başlamıştı. 03.05.1928’de ise Junkers firması tüm hisselerini Türk Hava Kuvvetleri’ne devretti. Ardından Hava Müfettişliği’nin idaresine geçen fabrika, 1929’da geniş bir tadilattan geçti. 1932’ye kadar tamamı metalden, Türk Hava Kuvvetleri’nin ‘telsizsiz’ ilk uçakları olan Junkers A-20’lerden 15 adet üretildi. 1932’den sonra bu kez bir ABD firması olan ‘Curtis-Wright’ ile anlaşıldı ve İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar yabancı lisans ile çeşitli tip ve marka uçak imal edildi. Savaş sonrasında başlayan iki kutuplu dünya düzeninde ise ABD’nin yanında yer alan Türkiye, Marshall yardımının getirdiği rahatlık içerisinde uçak üretimiyle uğraşmaktan vazgeçmek durumunda kaldı ve fabrika 1950 yılında ‘Kayseri Hava İkmal ve Bakım Merkezi’ haline dönüştü.[7]

İyi niyetli teşebbüsün bir eseri olan fabrikadaki üretimin sonra erişi, en az kuruluşundaki yer seçimi kadar tuhaf bir şekilde olmuştur.[8]

[1] Anlaşmada; ordunun 100.000 kişiyle sınırlandırılması, ağır silahların kullanılamaması, mecburî askerliğin kaldırılması gibi bir çok kısıtlama bulunmaktaydı.

[2] Hugo Junkers tarafından 1895 yılında gazla çalışan cihazlar üretmek amacıyla kurulan firma, 1915 yılında tamamı metalden oluşan ilk uçağını (J1) üretmiştir. Junkers 1933 yılında, firmanın tüm patentlerini ve hisselerini Nazi hükümetine devretmek zorunda kalmıştır.

[3] http://www.mmo.org.tr/muhendismakina/arsiv/2000/aralik/tayyare.htm , 11.10.2006

[4] http://www.mmo.org.tr/muhendismakina/arsiv/2000/aralik/tayyare.htm , 11.10.2006

[5] http://www.byegm.gov.tr/yayinlarimiz/anadoluyahaberler-yeni/2005/ekim/ah_04_10-05.htm , 11.10.2006

[6] http://www.mmo.org.tr/muhendismakina/arsiv/2000/aralik/tayyare.htm , 11.10.2006

[7] http://www.mmo.org.tr/muhendismakina/arsiv/2000/aralik/tayyare.htm , 11.10.2006

[8] Fabrika; Kayseri’de elektriğin bulunmadığı, demiryolunun dahi bölgeye 1928 – mayıs ayında geldiği bir zamanda kurulmuştu.

Abdullah Nergiz

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.