Sivil havacılık sektöründe son günlerin en hararetli tartışması, jet yakıtının tedariği üzerine.
Orta Doğu’da bir ayı geçkin bir süredir devam eden savaş, Basra Körfezi çıkışlı petrol ürünlerinin sevkiyatını önemli ölçüde aksatmış durumda.
Avrupa’nın ithal ettiği jet yakıtının yüzde 40’ının bu bölgeden geldiği belirtiliyor.
İngiltere’nin de jet yakıtının en az yarısını Körfez’den aldığı söyleniyor.

Bununla birlikte, özellikle İngiltere’de, gerek resmî kurumların başındaki bürokratların ve gerekse siyasetçilerin, bu konuda pek de telaşlı olmadığı gözlemleniyor.
Bunun en temel sebebi, en azından şimdilik petrol tedariğinde herhangi bir sıkıntı yaşanmaması.
Zira fiyatlar ciddi oranda artarken, petrol ürünlerinin dünya genelindeki trafiği de değişiyor.
Mesela geçen hafta, Nijerya’dan İngiltere’ye ulaşan bir tanker, jet yakıtı teslim etti. Son haftalarda ABD’den başta İngiltere olmak üzere Avrupa’ya yapılan jet yakıtı sevkiyatında da artış kaydediliyor.
Ayrıca Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu kentinden yapılan yüklemeler artıyor.
Gelgelelim, bölgelere göre jet fiyatına baktığımızda, kimin zorda kimin rahat olduğu daha iyi anlaşılıyor. 2 Nisan (2026) itibarıyla Kuzey Amerika’da 200 USD/varil olan jet yakıtı, Avrupa’da 230 USD/varil ve Asya’da 233 USD/varil mertebesinde bulunuyor.
Tabii bu fiyatların, savaştan öncesinin iki katı olduğunu da hatırlatalım.
Son olarak; Citrini Research’ün bir haberine göre, aslında Hürmüz Boğazı’ndan söylenenden daha fazla tankerin geçtiğini de not etmeden geçmeyelim.

Lâkin nisan ayı ortalarından itibaren bu görünümün değişeceğini iddia edenler de yok değil. Hürmüz Boğazı’ndaki tanker akışı eski haline dönse bile, Körfez çıkışlı petrol tedariğinin iki – üç aydan önce normal seviyesine ulaşamayacağı vurgulanıyor.
İşte böyle bir durumda, yani sadece fiyatların değil arzın da çıldırdığı bir ortamda çok sayıda uçuş iptal edilmek zorunda kalınabilir.
Petrol piyasayı konusunda kimin haklı olduğunu bir kaç hafta içinde anlarız gibi görünüyor.
