Delta Uçakları Türbülansa Daha Az Giriyor

Zaman zaman yanlış bir biçimde “hava boşluğu” olarak da tâbir edilen türbülans, uçak yolculuklarının belki de en can sıkıcı şeylerinden bir tanesidir.

Özellikle nispeten kuvvetli türbülans esnasında yaşanan ani düşüş hissi, bir çok yolcunun yüreğini ağzına getirir.

Aslında türbülans, uçakların ani bir biçimde irtifa kaybetmesine sebep olan ve hava cebi ya da hava çalkantısı olarak da isimlendirilen atmosferik durumdur.

Bir başka deyişle türbülans; irtifa, performans ve uçuş güvenliği yönlerinden uçak üzerinde önemli etkiye sahip olan düzensiz hava akımlarıdır.

University of Reading bünyesinde, Paul D. Williams liderliğinde yapılan çalışmada, Atlas Okyanusu üzerinde çok yüksek seviyelerde esen rüzgârların önümüzdeki yıllarda kuvvetlenebileceği ortaya çıkmıştı.

Hava akımlarının hızlarındaki bu artış aynı zamanda, daha çalkantılı uçuşları da beraberinde getirecek.

Özellikle, en tehlikeli çalkantı türü olan açık hava türbülanslarında, ciddi oranda artış yaşanabileceği iddia ediliyor.

Singapur – Londra uçuşu sırasında yaşanan 20 metrelik ani düşüş, uçak içerisinde kaotik bir görüntüye yol açmıştı.

Delta Uçakları Türbülansa Daha Az Giriyor

Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nde (NOAA) çalışan bir bilim adamı, havayolu şirketlerinden alınan ve son üç yıla ait olan türbülans raporlarını incelerken, Delta Air Lines uçuşlarıyla ilgili bir durum dikkatini çekti.

Raporlara göre, ABD’deki tüm havayolu şirketlerinin uçaklarının maruz kaldığı türbülans sayısı artarken, Delta’nınkilerde bir azalma olduğu ortaya çıkmıştı.

Uçuş rota ve sayıları hemen hemen aynı olmasına karşın havayolları arasında Delta’nın bu şekilde ayrışmasının temelinde, şirketin uçuş operasyonuna olan yaklaşımındaki farklılık yatıyor.

Konuya biraz daha yakından bakıldığında, Delta’nın, yolcu konforunu ciddi anlamda etkileyen hava durumu meselesini ne şekilde ele aldığı daha açık bir biçimde görülüyor.

Öncelikle, Delta’nın, 20’den fazla uzmanın çalıştığı bir meteoroloji departmanı olduğunu belirtelim.

Şirket gerek ABD ve gerekse dünya genelindeki hava durumu değişimlerini takip etmek amacıyla ilk olarak 2015 yılında hazırladığı Flight Weather Viewer adlı mobil uygulamayı, yakın bir zaman önce kapsamlı bir biçimde güncelledi.

Havadaki tüm uçaklardan anlık olarak toplanan veriler analiz edilerek, yeniden Flight Weather Viewer üzerinden tüm Delta pilotlarının kullanımına sunuluyor.

Delta pilotlarının uçuş boyunca yanlarında bulunan iPad’ler üzerinden kolaylıkla ulaşabildiği bu uygulama sayesinde, rota üzerindeki türbülans noktaları anlık bir biçimde görüntülenebiliyor.

Böylece uçağın rotasında küçük değişiklikler yapılarak, yolcuların konforunun bozulmaması sağlanıyor.

Aynı uygulamada, muhtemel türbülansların şiddetini de görmek mümkün.

Pilotlar, çok şiddetli olmayan türbülanslarda, rota değiştirip zaman ve akaryakıt sarf etmek yerine, kabin ekibini ve yolcuları bu durumla ilgili olarak ikaz ederek, rota değişikliği yapmaksızın uçuşa devam edebiliyor.

Neticede Delta yolcuları, diğer havayolu şirketlerinin yolcularına göre uçuşlarında nispeten daha rahat etmiş oluyor.

Tabii bu noktada, aynı mantık çerçevesinde neden dünya genelindeki tüm uçuşların bilgilerinin bir havuzda toplanıp kullanılmadığı sorusu akla geliyor.

Kim bilir, belki de gelecek yıllarda böyle bir şey yapılır ve hem yolcular hem de havayolu personeli, şimdikine göre çok daha konforlu uçuşlara kavuşur.

Abdullah Nergiz

Ticarî havayolu sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.