Pittsburgh Havalimanı’nın En Şaşırtıcı Gelir Kalemi Nedir?

Pittsburgh Havalimanı (PIT)

Pittsburgh Havalimanı (PIT)

Havayolu 101’de daha önce havalimanlarının gelir kalemleri okurlarla paylaşılmıştı.

Bu gelirlerin Havacılık Gelirleri ve Havacılık Dışı Gelirler olarak ikiye ayrıldığını biliyoruz.

Bu yazımızda ise bir havalimanı için, dünyada pek fazla örneği olmayan bir gelir kalemi örneğinden bahsedeğiz:

tabii kaynaklar gelirleri.

Olaya konu olan yer ise Pittsburgh Uluslararası Havalimanı (IATA Kodu: PIT).

Geçtiğimiz hafta içerisinde PIT’nin sınırları içerisinde doğalgaz üretimi tam kapasiteye ulaştı. Havalimanı sınırlarında kalan alanda doğal gaz çıkarma imtiyazına sahip şirket olan CONSOL Energy’nin altı adet kuyusu şu an faal durumda.

2013 yılında PIT’nin işletmecisi ve bölgedeki belediyenin iştiraki olan Allegheny County Airport Authority (ACAA) , PIT’nin arazi sınırlarında yer aldığı bilinen mineral ve doğal gaz kaynaklarının çıkartılıp işlenmesi haklarını bir imtiyaz karşılığında satarak gelir elde etme ve böylece hem havayollarına fatura edilen yolcu ücretlerini düşürerek havalimanı daha rekabetçi hale getirmenin ve hem de geçmiş yıllarda PIT’de yapılan inşaat faaliyetlerine karşılık yüklenilen yaklaşık 500 Milyon USD’lik borcun kapatılması için kaynak üretmenin yollarını aramaya başlamıştı.

Yine aynı yılın başında çıkılan ihale sonucu PIT otoritesi ile CONSOL Energy arasında anlaşma sağlanmıştı.

Oldukça yenilikçi bir Kamu-Özel İşbirliği Modeli (PPP) örneği sayılabilecek olan bu anlaşma kapsamında ACAA, özel sektöre doğal gaz çıkarması için tahsis ettiği alanlardan elde edeceği kira gelirlerinin yanı sıra ayrıca CONSOL Energy’nin piyasa fiyatları üzerinden satacağı doğalgazdan elde edeceği satış gelirlerinden de %18 oranında bir “royalty” yani rödövans payı elde edecek.

Pittsburgh Havalimanı Arazisinde Doğalgaz Çıkarılan Alanlar

Pittsburgh Havalimanı Arazisinde Doğalgaz Çıkarılan Alanlar

Pek iyi; sizce girişilen bu uygulama ile hedeflendiği gibi gerçekten havayollarına yansıtılan ücretlerde indirime gidildi mi dersiniz?

Havalimanı İdaresi’nin 2013 yılında arazi tahsislerinden elde ettiği 46 Milyon USD’lik bir ön ödemenin ardından, havayollarına fatura edilen yolcu gelirlerini önce %4’lük bir azalışla 14,11 Dolar’a ve daha sonra aradan geçen zaman içerisinde, tahsis edilen arazilerdeki tüm kuyuların peyderpey aktif hale gelmesi – ve dolayısıyla artan doğalgaz üretim hacmine paralel olarak royalty gelirlerinin de sürekli artış göstermesi – ile 2016 yılında bu rakamı 12,88 Dolar’a kadar çektiğini görüyoruz.

Kamu ve Özel Sektör İşbirliği yoluyla nihai olarak kamu yararının sağlandığı bu anlaşmayla ilgili ACAA CEO’su Christina Cassotis, anlaşma sayesinde havayollarına (ve dolayısıyla yolculara) fatura edilen ücretlerin 2016 senesinde, son sekiz yılın en düşük seviyesine indiğini bildiriyor.

CONSOL Energy 2018 yılına kadar PIT sınırları içerisinde yaklaşık 500 Milyon USD’lık daha yatırım gerçekleştirecek, bölgesel ekonomiye ayrı bir ivme kazandırması beklenen bu yatırımlara karşılık şirket 20 ila 50 yıl ömrü olduğu tahmin edilen rezervleri çıkartıp işletmeye devam edecek.

Bu süre içerisinde ACAA royalty gelirleri üzerinden yaklaşık 500 Milyon USD’lık gelir elde ederek geçmiş dönem yatırımlarından doğan mevcut borçlarını da finanse etmeyi planlıyor.

2015 yılında 8,1 milyon yolcu ağırlayan PIT, yapmış olduğu bu anlaşma ile kendine ciddi bir gelir üretmiş durumda.

Ayrıca havayollarına uygulanan ücretlerin düşürülmesi ve dolayısıyla yolcuların seyahat masraflarının azaltılması ve bir kamu kurumu olan havalimanı operatörü şirketin bilanço ve borçluluk yapısına getireceği olumlu katkı sayesinde kamu yararının da sağlandığı kesinlikle ifade edilebilir.

Hem kamunun hem de özel sektörün karlı çıktığı bu durumun tam bir kazan-kazan anlaşması olduğu görülürken bizler de bu sayede havalimanlarına ait havacılık dışı gelir kalemlerine bir yenisinin daha eklemiş oluyoruz:

Oil & Gas Development Revenues.

Doğal Kaynaklardan Faydalanan Diğer Havalimanları

Dallas Havalimanı'ndaki petrol kuyusu

Denver Havalimanı’ndaki petrol kuyusu

PIT’deki bu başarılı uygulamadan bahsederken havalimanının aslında bu konuda öncü olmadığını da söylememiz gerekir.

Amerika’nın Teksas Eyaleti’ndeki Dallas Fort Worth (IATA Kodu: DFW) havalimanı 2006 senesinde Chesapeake Energy şirketine doğal gaz çıkarması için tahsis ettiği alanlardan 186 Milyon USD’lik bir gelir elde etmişti.

Toplamda 300 kuyu açılmasını hedefleyen havalimanı idaresi, 2012 yılında düşen doğalgaz fiyatlarından dolayı açılan kuyu sayısının 112’de kaldığını ifade ediyor.

Aynı PIT örneğinde olduğu gibi, DFW idaresi de 2008 yılında havalimanı arazisinden çıkan gazın satışından yaklaşık 34 Milyon USD’lik bir royalty gelir elde etmişti.

2013 yılına gelindiğinde ise bu rakamın 5,3 Milyon USD’ye kadar gerilediğini öğreniyoruz.

DFW otoritesinin bu girişimden elde ettiği gelirler ile terminal binalarında tadilat yaptığı açıklandı.

Sınırları içinde bulunan tabi kaynakları sayesinde imtiyaz hakkı devri yoluyla önemli miktarda gelir elde eden bir diğer örnek havalimanı ise Denver Uluslararası Havalimanı (IATA Kodu: DEN).

Üstelik DEN’de doğalgazın yanı sıra petrol satışlarından da gelir elde ediliyor.

Royalty gelirleri DFW’ye göre biraz daha mütevazı olup 2012 yılında DFW otoritesi, Suncor şirketinin çıkarıp sattığı petrol ve Anadarko şirketinin çıkartıp satışa sunduğu doğalgaz üzerinden 6,2 Milyon USD’lik bir royalty geliri elde etti.

Aynı sene, imzaladığı imtiyaz sözleşmeleri vasıtasıyla yaklaşık 300 Milyon USD’lik gelir elde eden DFW için bu kalemin pek ehemmiyet arz etmediği söylenebilir.

DFW’nin arazisi üzerinde şu anda yaklaşık 100’e yakın petrol ve doğalgaz kuyusu mevcut.

Yazımızda bahsedilen büyük havalimanları dışında Amerika’da Yeager ve Oklahoma City gibi ufak ve genel havacılığa hizmet veren havalimanları da konumuza emsal gelirler elde etmekte.

Ancak havalimanlarının, sınırları içindeki tabi kaynaklardan gelir elde edebilmeleri elbette bazı koşullara tâbi.

Havalimanları, arazilerinde petrol ve gaz kuyuları açtırmadan önce FAA’den (Federal Aviation Administration), söz konusu projelerin çevreye zarar vermeyeceğine, hava trafik kontrol ve hava seyrüsefer operasyonlarını etkilemeyeceğine ve havalimanlarının gelecekteki büyüme ve master planlama projeksiyonlarına uygun olduğuna dair onay almak zorunda.

FAA ayrıca bu projelerden elde edilecek gelirlerin keyfi harcamalar için değil sadece havalimanının operasyonel giderlerine destek olacak şekilde kullanılmasını şart koşuyor.

Emin Atak

İnşaat Yüksek Mühendisi olan Emin Atak, özel sektör ile yurt içi ve yurt dışında bir çok havalimanı projesinin planlama, tasarım, uygulama ve işletme süreçlerinde yer almıştır. Halen kariyerine yurt dışında devam eden Atak, özellikle PPP (Public-Private Partnerships) projeleri üzerine yüksek lisans seviyesinde araştırmalarını tamamlamış olup, profesyonel iş hayatının yanı sıra, havalimanı işletmeciliği, havalimanı projelerinin planlanması ve finansmanı konularında kişisel olarak araştırmalarını sürdürmektedir