Uçakları Kiralamak mı, Satın Almak mı Daha Doğru?

Ulaştırma sektöründeki ünlü bir deyişte, “yapacağın işte kullanacağın araçlar uçuyor veya yüzüyorsa, o araçları kirala” tavsiyesinde bulunulur.

Kiralama yapılması yönündeki bu tavsiyenin temelinde, bir kaza durumunda, uçan veya yüzen araçların yeniden kullanılabilir hale getirilmesinin, karadakilere nispeten çok daha zor olması yatıyor.

Aslında bu sorun, büyük sigorta şirketlerinin varlığı sayesinde, en azından mâlî açıdan aşılmış durumda.

Peki; hal böyleyken, neden havayolu şirketlerinin bir çoğu, filolarına kattıkları uçakların sahibi olmak yerine hâlâ kiracı olmayı tercih ediyor?

The Economist’te yayımlanan bir habere göre, özellikle son 30 yıl içerisinde, havayolu şirketlerinin kiralama yoluyla kullandıkları uçakların oranı sürekli bir artış trendi içerisinde.

Günümüzde, dünya genelindeki uçakların yaklaşık %40’lık bir bölümünün mülkiyeti, uçak kiralama firmalarında bulunuyor.

Bu firmaların en önde gelenlerinden GECAS‘ın elinde 1.900’den fazla (31 Aralık 2018), AerCap‘in envanterinde ise 1.058 uçak (31 Aralık 2018) mevcut.

Airbus A350 @Istanbul Airshow_Sep 14_Havayolu 101

Airbus A350 – Istanbul Air Show (Eylül 2014)

Bu iki dev firmanın yanı sıra daha bir çok uçak kiralama şirketi, müşteri tabanlarını genişletebilmek için kıyasıya mücadele veriyor.

Havayolu şirketleri için uçakları satın almak yerine kiralamak bir takım avantajlar sağlıyor.

Özellikle büyük miktardaki alımlar için gerekli olacak finansmanın sağlanamaması, getirdiği vergi avantajları, acil arz artışı ihtiyacı ve uçak üreticisi firmaların üretim bantlarının dolu olması gibi durumlarda, kiralama seçeneğini tercih etmek, bir hayli avantajlı hale gelebiliyor.

Ancak 2011 yılında Havayolu 101’de ele aldığım bir haberi hatırladığımızda, bazı havayolu şirketlerinin uçak kiralama işine pek de sıcak bakmadığını görüyoruz.

Lufthansa, Southwest, British Airways, Ryanair, Delta gibi filosunda oldukça fazla sayıda uçak bulunan şirketlerin, kiralık uçak kullanma oranları bir hayli düşük.

Tıpkı dairelerde olduğu gibi uçaklarda da uzun vadede, satın almak kiralamaktan daha ucuza geliyor.

Satın alınacak ve 30 yıl boyunca filoda görev yapacak bir uçağın maliyeti, kiralık uçaklara nispeten çok daha düşük oluyor.

Tabii uçak kiralama şirketlerinin hızla büyümesi ve kârlılıkları düşünüldüğünde, havayolu şirketlerinin git gide, çok daha kısa vadeli düşünmek zorunda kaldıkları sonucuna da varmak mümkün.

30 yıl yerine, en fazla 8 – 10 senelik bir geleceğe yatırım yapmak, belki de şirket yöneticilerinin tercihi oluyor.

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 25 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.