Ekber El Bekir’den Sert Çıkış

Sektörün içinde olanlar çok iyi bileceklerdir. Emirates’in Avrupa’daki uçuş ağı, genel kamuoyu algısına oranla son derece kısıtlıdır.

Bunun en önemli sebebi, her ne kadar serbest rekabeti savunsalar da, Avrupalı havayolu şirketlerinin bazı durumlarda bir hayli devletçi olmalarından ileri geliyor.

Emirates’in Avrupa Birliği ve Kanada’da talep ettiği sayıda slot alamadığı bir gerçek.

Avrupalı havayolu şirketlerinin aslında genel olarak Körfez’deki (İran Körfezi) rakiplerinden uzun zamandır şikayetçi olduğu bilinen bir gerçek.

Avrupalılar ısrarla, söz konusu rakiplerinin gizli bir biçimde devlet yardımı aldıklarını belirterek bu durumun haksız rekabete yol açtığını iddia ediyorlar.

Bu konudaki son çıkış, Avrupa Havayolları Birliği (AEA) Genel Sekreteri Ulrich Schulte-Strathaus’tan gelmişti.

18 Ocak’ta Washington’daki Uluslararası Havacılık Kulübü’nde (IAC) yaptığı konuşmada Strathaus, özellikle Orta Doğulu havayolu şirketlerinin, ait oldukları devletlerin için birer millî siyaset aracı olduğunu belirterek, bu durumu bir “küresel meydan okuma” olarak tanımlamış ve bu duruma karşı herhangi bir “küresel çözüm mekanizması” bulunmadığını belirtmişti.

Yani AEA, Körfez’deki havayolu şirketlerinin büyümesini “çözülmesi gereken bir sorun” olarak görmekte.

qatar

Akbar Al Baker (Qatar Airways CEO)

AEA’nın bu görüşüne karşı en sert tepki, Qatar Airways CEO’su Ekber El Bekir’den geldi.

El Bekir, Strathaus’un konuşmasını “hatalı ve temelsiz” olarak yorumlayarak madde madde cevap vermiş. İşte El Bekir’in şirketin resmî internet sitesinden vermiş olduğu cevapların genel hatları:

  1. Doha, Dubai ve Abu Dabi’nin bir birlerine olan coğrafî yakınlığı, havayolu sektöründe anomaliye yol açıyor: Singapur ve Kuala Lumpur; Paris, Amsterdam ve Londra, Frankfurt, Zürih ve Viyana; New York’taki üç büyük havalimanı gibi örnekler, bu durumun Körfez’e has bir durum olmadığını gösteriyor.
  2. BAE ve Katar devletleri, havayolu şirketlerini birer millî strateji aracı olarak aracı olarak kullanıyor: Dünyada hangi devlet, ABD ve AB dahil, havayolu şirketlerini bu amaç doğrultusunda kullanmıyor ki?
  3. Körfez’deki şirketlerin uçak siparişleriyle, ABD’li şirketlerin geniş gövde uçak siparişlerinin mukayese edildiğinde aşırı kapasite sorunu çıkmasının muhtemel olduğu görülmekte: Elma ile armutun mukayese edilmesi gibi bir durum söz konusu. ABD’li şirketlerin asıl yoğunluğu iç hat uçuşlarında.
  4. Körfezdeki iki havayolu şirketi hiç kâr etmedi: Etihad ve Qatar Airways mâlî raporlarını açıklamazken, Strathaus bu bilgiye nereden sahip oldu? Öte yandan yeni uçak satın alınması ile kârlılık ilişkisi olsa, geçen 10 yıl içerisinde sektörde yeni uçak siparişi sayısının eksi değer olması gerekirdi. 😉
  5. Körfez’deki şirketler verimli, birim maliyetleri düşük ve hizmet kaliteleri yüksek. Ayrıca net bir vizyonları ve kararlılıkları var. Yerel siyasî kurumların tam desteğini alıyorlar: Verimli ve düşük maliyetli olmak, hükûmetlerin millî menfaatlerini savunmaları yanlış şeyler mi?
  6. Körfez şirketleri; ABD, AB, Çin, Kanada ve Avustralya ile uyuşmayan bir politika güdüyor: Bu devletlerin çoğu, IATA tarafından liderlik edilen “Agenda for Freedom” inisiyatifine katılmış durumda ve serbest piyasa şartlarını savunmaktadır. Acaba AEA, bu politikayı sadece kendi üyesi olan şirketlerin menfaatine olduğu hallerde mi savunuyor? Tam tersi bir durumda, liberalleşmenin karşısında mı?
  7. AEA, kısa vadede yapılacak ilave pazar giriş taleplerinin devletler tarafından engellenmesini talep ediyor: Öyleyse tüm devletlerden; serbestleşme politikalarından, deregulasyondan ve piyasa ekonomilerinden vazgeçip, korumacı politikalara dönmelerini de talep etmek gerekiyor.
  8. Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) serbest ticareti düzenlemesi gibi, ICAO çerçevesinde çok taraflı bir sistem kurularak havayolu sektörü bu açıdan denetim altına alınabilir: Bu konuda neden daha ileri gitmeyelim ki? Mesela DTÖ’nün ticarî havayolu sektörüyle ilgili olarak tespit ettiği temel ilkeleri uygulamaya ne dersiniz?

El Bekir büyük oranda haklı.

ABD’lilerin pek umurunda değil ama Avrupalı havayolu şirketleri, Körfez bölgesinden gelen rekabetten bir hayli şikayetçi ve buna karşı pek de “fair” olmayan yolları deniyorlar gibi.

Aynı küresel ısınma işinde olduğu gibi, yıllarca en ağır sanayi hamlelerini yapıp doğayı kirleten ülkeler, şimdi, gelişmekte olan ülkelere “çevre duyarlılığı” konusunda ders ve tavsiye vermekteler. 🙂

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 25 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.