Havalimanlarındaki Güvenlik Taramasını Hızlandıracak Teknolojiler Test Ediliyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından 21 Mart 2017 tarihinden itibaren uygulamaya konulan “elektronik cihaz yasağı” geçtiğimiz günlerde, söz konusu uygulamaya tâbi tutulan ülkelerin bazılarında kaldırılmıştı.

Bu yasak, uygulanmaya başladığı ilk günlerde olduğu gibi, kaldırıldığında da kendisine gündemin ilk sıralarında yer buldu.

Havalimanlarındaki yolcu deneyimini derinden etkileyen güvenlik tedbirleri tabii olarak bir kez daha ön plana çıktı.

ABD Ulaştırma Güvenlik Kurumu TSA (Transportation Security Administration), havalimanlarındaki güvenlik taraması sürecini hızlandırmaya yönelik iki farklı teknoloji üzerinde çalışıyor.

Bunlardan ilki, üç boyutlu – bilgisayarlı tomografi [computed tomography three-dimensional (CT 3D)] cihazı.

Diğeri ise Havayolu 101’de de sık sık ele aldığımız biyometrik parmak izi tanıma sistemi.

New York JFK Havalimanı_güvenlik kontrolü

CT 3D teknolojisine sahip güvenlik tarama cihazları şu anda ABD’nin Phoenix Sky Harbor ve Boston Logan havalimanlarında test ediliyor.

Her iki havalimanda da CT 3D cihazının bulunduğu birer güvenlik sırası oluşturuldu. Bu cihazlar, günümüzde havalimanlarında yaygın olarak kullanılan röntgen cihazlarından farklı olarak üç boyutlu görüntü sağlayabiliyor.

Güvenlik görevlileri bu sayede yolcuların bavulları veya çantaları içerisindeki eşyayı daha etraflı bir biçimde denetleyebiliyor.

Denemeler başarılı olursa, yolcu bavulları içerisindeki sıvıların ve diz üstü bilgisayar gibi elektronik cihazların röntgen cihazına girmeden evvel dışarı çıkarılmasına gerek kalmayacak.

Biyometrik parmak izi tanıma sistemlerinin deneme yerleri ise Hartsfield-Jackson Atlanta ve Denver havalimanları.

CT 3D denemelerinin yapıldığı havalimanlarında olduğu gibi bu havalimanlarında da bu sistemi kullanacak yolcular için ayrı birer güvenlik hattı oluşturuldu.

Biyometrik parmak izi tanıma uygulamasından faydalanmak isteyen yolcuların öncelikle TSA Pre✓ programına üye olması gerekiyor.

Denemelerin başarılı olması halinde yolcular, kimlik kartının yanı sıra, uçağa biniş kartı (boarding pass) yerine parmak izlerini kullanmaya başlayacaklar.

Haziran (2017) ayının ilk günlerinde başlatılan deneme süreci için net bir bitiş tarihi öngörülmüyor.

Söz konusu teknolojilerin tam anlamıyla güvenli olduğuna kanaat getirilene dek denemeler devam edecek.

Yolcuların Kuyrukta Beklemesinin Havalimanlarına Maliyeti Ne Kadar?

Singapore Changi Airport_SIN_Shopping Experience_Aug 2015_004

Singapur Changi Havalimanı – Duty-free Alanı

Yıllar geçtikçe havacılık dışı gelirlerin havalimanlarının toplam gelirleri içerisindeki payı artıyor.

Durum böyle olunca, havalimanı işletmecileri, havacılık dışı gelirleri en üst düzeye çıkarabilmek için her türlü yolu deniyor.

İnsanlar genel olarak stres düzeyleri düşük olduğunda daha fazla alışveriş yapıyor; daha fazla yiyip içiyor.

Bu yüzden, yolcuları güvenlik kuyruğundan mümkün olduğunca kısa bir sürede geçirip, rahatlamış bir biçimde terminalin hava tarafına geçirmek, işletmecilerin ana hedefi haline geliyor.

Bunlardan bir tanesi de, Toronto Pearson Havalimanı.

“Ölçmediğin şeyi yönetemezsin” ilkesiyle yola çıkan Greater Toronto Airports Authority (GTAA), yaptırdığı ayrıntılı bir “yolcu akışı analizi” ile, terminaldeki güvenlik kuyruklarında geçirilen sürenin, ticarî sonuçlarını araştırdı.

GTAA bu önemli analiz çalışmasında, Aislelabs adlı Toronto merkezli bir danışmanlık firması ile işbirliği yaptı.

Aislelabs, özellikle perakende sektörüne odaklanmış durumda ve “büyük veri” kullanımının gücü ile satışları artırmaya yönelik analizlere imza atıyor.

“Every minute saved matters” başlığı altında yapılan çalışmanın sonucunda, Toronto Pearson Havalimanı’nda yolcuların güvenlik kuyruklarında ortalama bir dakika daha fazla beklemesinin, ticarî gelirler üzerinde yıllık 1,5 – 2,3 milyon USD arasında bir ciro kaybına yol açtığı ortaya çıktı.

Toronto Pearson yılda yaklaşık 40 milyon yolcuya ev sahipliği yapıyor. Analiz çalışmasında, sadece “giden” yolcular ele alındı. Yani hesaplamalar, 20 milyon yolcu üzerinden gerçekleştirildi.

Yolcular anonim bir biçimde, terminal önündeki kaldırımdan uçağa bindikleri kapıya kadar takip edildi.

Yolcu akışı verisi, ticarî alanlardan gellen satış verisi ile birleştirildi ve yolcu davranışlarıyla eşleştirildi.

Yolcuların pasaport ve güvenlik kontrolünde ortalama 18 dakika geçirdiği tespit edildi.

Bir yolcu güvenlikten geçtikten sonra uçağa binişe kadar 30 dakikadan az vakti kaldıysa, pek kayda değer bir harcama yapmıyor.

Toronto Pearson Havalimanı – Yeni Güvenlik Geçişi Konsepti

Zamanı yeterli olan ve hava tarafında bir – bir buçuk saat kadar vakit geçirebilen dış hat yolcuları ise kişi başına ortalama 15 USD harcama yapıyor.

GTAA Ticarî Geliştirme Direktörü Mike Ross yaptığı açıklamada, uzun menzilde seyahat edecek bir dış hat yolcusu için 73 dakikalık yürüme süresinin optimum olduğunu söylüyor.

Yolcu tipi de (iş, tatil, çocuklu, yalnız, yaşlı, engelli gibi), yolcu başı harcama eğilimlerini ciddi bir biçimde etkiliyor.

Yapılan analiz çalışmasıyla birlikte bekleme sürelerinin ne denli değerli olduğu ve havalimanı işletmesinin kâr – zarar hesabı üzerindeki etkisi ortaya çıktı.

Bunun üzerine, yolcu akışını hızlandırmak ve kuyruklarda bekleme süresini azaltmaya yönelik girişimlerde bulunulmaya başlandı.

Yolcular mümkün mertebe web ve/veya mobil check-in yapmaya ve self-bag drop (otomatik bagaj teslim noktası) ünitelerini kullanmaya yönlendirildi.

Güvenlik noktalarının tasarımı değiştirildi. Yerleştirilen dijital ekranlardan, anlık olarak ortalama bekleme süreleri yayınlanarak, yolculara kendi zamanlarını kontrol imkânı verildi.

Bu noktalarda çalışan güvenlik personeli sayısı artırıldı.

Toronto Pearson Havalimanı – Yolcu Analiz Ekranı

Tüm sistemi takip etmek amacıyla hazırlanan bir dashboard ile sıra dışı durumlara anında müdahale etmek nispeten kolaylaştı.

Neticede, Toronto Pearson Havalimanı’ndaki güvenlik noktalarındaki ortalama bekleme süresinin 5,4 dakika kadar kısaltılması başarıldı.

Havalimanı işletmecisinin bundan sonraki hedefi, halihazırda toplam gelirler içerisinde %30 civarında bir paya sahip olan havacılık dışı gelirlerin daha da artırılarak, söz konusu oranı %40’a taşımak.

Abdullah Nergiz

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.