Uçaklara Neden Sol Taraftan Binilir?

“Yolcular uçağa ne taraftan biner?”

Bu sorunun cevabı çok kolay ve berraktır:

“Uçağın sol tarafından.”

Peki; sorumuzu biraz değiştirelim.

“Yolcular uçağa neden sol taraftan biner?”

Bu sorunun ise son derece ilgi çekici bir cevabı var.

Bilindiği üzere havacılığın tarihi, insanlık tarihi içerisinde oldukça kısa bir geçmişe sahip.

Bundan 100 yıl kadar önce, havacılığın emekleme dönemlerinde ihtiyaç duyulan kavram ve terimler için, o tarih itibarıyla nispeten çok daha gelişmiş durumdaki denizcilik sektöründen ilham alınmıştır.

Kaptan, navigasyon (seyrüsefer), galley (gemi mutfağı), onboard (güvertede, gemide) gibi kelimeler ilk anda akla gelenlerden sadece bir kaç tanesi.

Yolcuların uçağa sol taraftan inip binmesiyle bunun ne ilgisi var diyebilirsiniz.

Ama iş hiç de öyle alakasız değil.

Bilindiği üzere gemilerin sol tarafı “iskele” (port), sağ tarafı ise “sancak” (starboard, steerboard) şeklinde adlandırılıyor.

Bu ayrımın temelinde, çok eski zamanlardaki teknelerin dümen küreğinin (steering oar), teknelerin sağ tarafında bulunması yatıyor.

Tekneler, dümen küreğinin iskele ile tekne arasında sıkışmaması için, iskeleye sol taraflarından yanaşıyordu.

Dolayısıyla teknedeki yolcular ve mürettebat, iniş biniş için yine teknenin sol yanını, yani iskele tarafını kullanıyordu.

Bu uygulama yüzyıllar boyunca öylesine yerleşti ve kanıksandı ki, dümen sistemi gelişip teknenin arka tarafında merkeze alınmasına rağmen gemiler limana sol taraflarından yanaşmaya devam etti.

Ve yukarıda da belirttiğimiz gibi, denizcilikten etkilenen havacılık sektörü de bu uygulamayı devam ettirdi.

Eski tarihlerde, yolcu biniş köprüleri kullanılmaya başlamadan önce uçaklar, terminal binasına paralel bir biçimde yanaşırdı. Tahmin edileceği üzere, uçağın sol tarafı terminale bakacak şekilde park edilirdi.

Uçağın kaptanı da park etme işlemi sırasında daha iyi bir görüş açısına sahip olmak amacıyla kokpitte sol tarafta otururdu.

Yolcuların uçaklara sol taraftan inip binmesi geleneğini kalıcı hale getiren şey ise, ilk kez 1959 yılında ABD’deki havalimanlarında kullanılmaya başlanan yolcu biniş köprüleri oldu.

Yolcu biniş köprüleri tasarlanırken, yine geleneğe uyuldu ve yolcuların iniş-binişleri için uçakların sol yani iskele tarafı esas alındı.

O aşamadan sonra gerek havalimanları gerek uçaklar ve gerekse yükleme-boşaltma süreçlerine ilişkin tüm yönetmelik ve talimatlar buna göre hazırlandı.

Böylece günümüzde, artık belki de değiştirilmesi mümkün olmayan bir biçimde, yolcular uçaklara sol taraftaki kapılardan iner-biner hale geldiler.

Öte yandan uçakların sağ yani sancak tarafı ise “servis tarafı” olarak adlandırılıyor.

Yolcular uçağa soldan inip binerken, kargo, akaryakıt, ikram gibi hizmetler, istisnai haller dışında uçağın sağ tarafındaki kapılardan gerçekleştiriliyor.

Uçağa sağ taraftan binen hiç yolcu olmuyor mu pek iyi?

Hayır; zaman zaman o da oluyor.

Özel yardıma ihtiyaç duyan, tekerlekli sandalye veya sedye ile uçağa binecek olan yolcular, özel araçlar vasıtasıyla yine sağ taraftaki kapılardan uçağa geçiş yapıyor.

Neticede, garip ama gerçek, insanoğlunun geliştirmiş olduğu ilk teknelerde bulunan dümen küreğinin sağ tarafa yerleştirilmiş olması, modern zamanlarda yolcu uçaklarına hangi taraftan binileceğini belirlemiş durumda.

Abdullah Nergiz

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.