Air France’ın Fethiye Açıklarında Denize İnen Uçağının Hikâyesi

Bu yazı, Kokpit.aeronun özel izni ile yeniden yayımlanmıştır.

Türk hava sahası içindeki en ilginç ve bilinmeyen kazalardan biri, 1953 yılında yaşanan, Air France Havayolları’na ait F-BAZS tescilli Constellation tipi uçağın Fethiye açıklarında denize inmesidir.

Roma’dan havalanan 152 sefer sayılı uçak, motorlarında meydana gelen arıza sonrasında denize mecburi iniş yapmıştı.

Kazada uçakta bulunan 34 yolcudan 4’ü hayatını kaybetti. 8 mürettebat kurtuldu.

Yıllar sonra TRT için çekilen belgeselde, Fethiye açıklarında Akdeniz’in derinliklerinde 257 metrede yatan uçağın enkazına Türk Deniz Kuvvetleri’nin özel araştırması ile ulaşıldı. 65 yıl sonra konuyla ilgili bir belgesel hazırlanıyor.

Uçak Denize Nasıl İndi?

Tarihler 3 Ağustos 1953’ü gösteriyordu.

Paris’ten kalkan dört motorlu Lockheed L-749A Constellation tipi uçak, Roma aktarmalı olarak Beyrut’a, oradan da Tahran’a uçacaktı. Pervaneli, piston motorlu uçağın rotası, Roma-Beyrut arasında Türkiye’nin güneyinden geçiyordu.

2 Ağustos’ta uçak yerel saatle 18:38’de Paris’ten havalandı. İlk durak olan Roma’ya iniş ise 21:25’teydi. Buradan yolcular alındıktan sonra yakıt ikmali yapıldı. Uçakta 34 yolcu ile bir bebek yer alıyordu.

Air France – Lockheed Constellation

Rotaya göre uçak Atina’dan sonra Rodos sonrasında Lefkoşe üzerinden gelecek, ardından doğuya devam ederek Beyrut’a ulaşacaktı. Roma-Beyrut arasındaki toplam uçuş süresi 4 saat 52 dakika olarak hesaplanmıştı.

Saatler gece yarısını geçmişti. 04:10’da uçak 17 bin 500 feet irtifada yani 5 bin 300 metredeyken Rodos’un yaklaşık 80 kilometre güneyinde Türk hava sahasına girilmek üzereydi.

Büyük bir gürültü ise 3 numaralı motor, yoğun bir vibrasyon ile adeta yerinden oynamaya başladı. Pilotlar uçağı kontrol etmeye çalışıyordu.

3 Numaralı Motor Koptu

Hemen Lefkoşe’deki hava trafik kontrol merkezi ile temasa geçildi.

Motorla ilgili ciddi bir sorun yaşandığı bilgisi verildi. Bir kaç saniye sonra uçağın sağında, gövdeye yakın yerdeki 3 numaralı motor koptu. Düşerken parçalar hem gövdeye hem de 4 numara yani sağda en dıştaki motora da zarar verdi. Kısa süre içinde 4 numaralı motor da elden çıktı.

Kalan 2 motor, uçağın havada tutunmasını güçleştiriyordu. İrtifa kaybı başlamıştı. Pilotlar bir kaç dakika daha dayanabileceklerini, sonrasında ise suya mecburi iniş yapacaklarını ön görerek hazırlık başlatıldı.

Bir yandan da saat 04:20’den itibaren acil durum çağrısı yapılmaya başlandı.

Uçak 5 bin 300 metreden hızla deniz seviyesine doğru irtifa kaybediyordu. Karaya yapılacak yakın bir iniş, yolcuların hayatını hayatta kalmasını sağlayabilirdi. Pilotlar en yakın yerleşim birimi olan Fethiye’ye doğru yöneldi.

Nirengi Kızılada Feneri

O yıllarda hiç de sık olmayan yerleşim birimleri nedeniyle bir nirengi noktası alabilmek güçtü. Pilotlar, Kızılada Feneri’ni gördü. Nirengi olarak alınan fenere doğru bir iniş yapılması planlandı.

Kabin ekibi, yolculara can yeleklerini giydirmişti. Yapılacaklar tek tek anlatıldı. Kemerler sıkı sıkı bağlandı. Uçaklar tasarımları gereği hemen suda batmaz. Uzun süre kalarak tahliyenin yapılması ve şişme botlara yolcuların binmesi planlanmıştı.

Yaz mevsimi, havanın çok sıcak olması, yerleşim birimine yakınlık gibi faktörler, hayatta kalmayı kolaylaştıracaktı.

Saatler 04:28’i gösterirken, F-BASZ tescilli uçak deniz üzerinde alçalmıştı. Pilotlar, feneri izleyerek sürati düşürdü ve Constellation uçağı yumuşak bir şekilde Akdeniz’e ‘indi’.

Havacılıkta “ditching” olarak adlandırılan ‘suya iniş’ başarıyla gerçekleşmişti. Uçağın tam pozisyonu, Fethiye’nin 10 kilometre kadar açığıydı.

Tahliye Başladı

Kabin ekibi, uçağın 4 acil çıkış kapısını açtı. Yolcular önce kanatların üzerine çıktı. Sonra da şişme botlara alındı. Gövde iniş sonrasında bir saat civarında su üzerinde durduktan sonra battı.

Lockheed Constellation L-749A tipi uçaktan çıkan kazazedelerin bir kısmı yakınlardaki Fethiye Şahin Burnu’na, bir kısmı da Kızılada Deniz Feneri’nin ışığına doğru yüzmeye başlamıştı. Bazıları ise kanat üzerinde kurtarılmayı bekledi.

Sabah hava aydınlanırken Kızılada fener bekçisi Mustafa Pehlivan ve oğlu Ahmet Cemal Pehlivan kazayı fark etti. Hemen sandal ile uçağın yanına ulaştılar. İlk kurtarılanlar, Kabin Memuru Roxana, kucağında 5 aylık kız bebek Rospars ile annesiydi.

Ne yazık ki ters tarafa yüzmeye çalışan 4 yolcu boğularak hayatını kaybetmişti. Yine de böylesine zorlu bir suya inişte 38 kişinin hayatta kalabilmesi büyük bir başarıydı.

Türkiye saati ile 06:30’da Beyrut Havalimanı, uçağın inmediğini belirterek Air France’a telgraf çekti.

Daha sonra Lefkoşe’den alınan son bilgiler Paris’e iletildi. Air France yetkilileri, kaptan pilotun Fethiye’den saat 17:30’da çektiği telgraf ile rahatladı. 38 yolcu kazadan kurtulmuştu.

Belgesel Çekimi

Konu yıllar sonra önce İz TV’de Savaş Karakaş’ın hazırladığı belgesel ile ekranlara geldi.

Uçağın enkazını ise Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Işın Gemisi buldu.

TRT belgesel ekibi, batık araştırmacısı Selçuk Kolay’ın yardımı ile Fethiye Körfezi’nde çalışmalara başladı. Batığın tespiti için TCG Işın Gemisi bölgeye geldi. Milli teknoloji ile imal edilen ve geçen yıl Deniz Kuvvetleri’ne katılan gemi, su altı arama-kurtarma operasyonlarında kullanılıyor. Bu gemideki sistemler ile 3 bin metre derinliği kadar dalış yapılabiliyor.

TCG Işın, kısa sürede uçağın enkazını belirledi.

Daha sonra enkaz üzerinde su altı dalışı için özel kamera sistemlerine sahip robot indirildi. 257 metre derinlikteki uçak yıllar sonra kameralar tarafından tespit edildi.

Bu arada gemi adını 1943 yılında yaşanan Refah Faciasında şehit olan Deniz Yüzbaşı Zeki Işın’dan aldığını belirtmekte fayda var. TCG Işın, aynı adı taşıyan ikinci gemi. İlki ABD’de 1944 yılında kurtarma gemisi olarak inşa edilmiş, 1979 yılında da Türk Deniz Kuvvetleri’ne verilmişti. Bu gemi geçen yıla kadar kullanıldı ve emekli oldu. Adını milli teknoloji ile yapılan yenisine verdi.

Neredeyse tek parça su altında yatan uçağın kokpitinin sağ tarafı suya iniş sırasında hasarlanmıştı. Kopan 3 numaralı motorun bağlantı noktaları yıllar sonra bile seçilebiliyor. Kuyruk bölümü de kopan uçağın sol tarafındaki 1 ve 2 numaralı motorlarının pervaneleri ise suya iniş nedeniyle yamulmuş. Acil çıkış kapıları yerinde olmayan uçak bugün karideslerin yuvası olmuş.

Başka Batıklar da Bulunur mu?

Bu çalışmaların ardından akıllara TCG Işın acaba Atatürk Havalimanı’na inerken düşen Türk Hava Yolları’na ait Fokker F28 tipi ‘Bursa’ uçağına da bulabilir mi soruları geldi.

Bu konu da havacılık çevreleri tarafından uzun yıllardır tartışılan bir konu. Ancak uçağın, yıllar sonra çıkan gövde parçalarına bakıldığında, kaza sonrasında büyük oranda parçalandığı tahmin ediliyor.

25 yıldır profesyonel havacılık gazetecisi olan Tolga Özbek, kendi adıyla kurduğu tolgaozbek.com sitesinin yanı sıra Flight Global'de haberler yazıyor. Özbek aynı zamanda, Ticari Pilot ve Çok Motor lisanslarına sahip.