British Airways Yolcu Deneyimi

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz İstanbul – Londra – Belfast seyahatimizde, British Airways’i tercih ettik.

Sabahın erken saatlerinde İstanbul Atatürk Havalimanı’na geldiğimizde, British Airways check-in bankosu önünde oldukça uzun bir sıranın bizleri beklediğini gördük.

Sıra yavaş yavaş ilerlerken, ABD ve İngiltere tarafından geçtiğimiz Mart ayında uygulanmaya başlanan elektronik cihaz kısıtlamasının etkisini gördük.

Bir özel güvenlik görevlisi yolculara tek tek, yanlarında söz konunsu yasak kapsamına giren herhangi bir elektronik eşya olup olmadığını sorarak; varsa bunları uçak altına verecekleri bavula koymaları gerektiğini hatırlattı.

Ve Türk Hava Yolları ve AtlasGlobal’deki uygulamadan farklı olarak, British Airways, uçağa biniş kapısında elektronik cihazları toplayarak uçak altında özel şekilde muhafaza etmek gibi bir hizmeti de vermiyor.

Neticede uzunca bir bekleyişten sonra check-in işlemimiz hızlıca tamamlandı ve kendimizi havalimanının hava tarafına attık.

Uçağa biniş kapımız, “Bus Gate” olarak adlandırılan zemin kattaydı.

Yani uçağa bir yolcu köprüsünden binmiyorduk. Önce bir apron otobüsüyle, açık park pozisyonundaki uçağın yanına gidecek, sonra da merdivenleri kullanarak uçağımıza binecektik.

Airbus A320 tipi uçağımızda bizleri, British Airways’in yakın bir zaman önce başlattığı sürpriz bekliyordu.

British Airways, 2017 yılının Ocak ayından itibaren Avrupa uçuşlarında Economy Class’ta ücretsiz ikramı kaldırmıştı. Yolcular tıpkı Ryanair ve easyJet’te olduğu gibi ikramı uçakta ücretli bir biçimde satın almak zorundaydı.

Ve neredeyse dört saatlik bir uçuş süresine karşın, İstanbul hattı da bu uygulama kapsamındaydı.

İkram servisi başladığında yaptığımız gözlemde, az sayıda yolcunun ücretli ikramı tercih ettiğini fark ettik.

British Airways’in İstanbul hattında kullandığı A320 tipi uçaktaki bir başka dikkat çekici nokta, koltukların arkasında uçak içi eğlence ekranlarının bulunmayışıydı.

Sadece baş üstü ekranlar uçuş boyunca açık kaldı ve burada uçuşumuza ilişkin bilgiler yayınlandı.

A320’nin koltuklarındaki diz mesafesi ise bir hayli konforlu bir seyahat imkânı verecek kadar uzundu.

Aynı hattaki rakiplerine göre hizmet kalitesinde daha geride gibi görünse de, British Airways’in İstanbul – Londra uçağı tamamen doluydu. Bu durum, yolcuların havayolu tercihinde hangi etkenlerin rol oynadığını yeniden düşünmek için güzel bir örnek aslında.

Heathrow Havalimanı’na genelde olduğu üzere Londra üzerinde daireler çizerek indik.

Uçağımız, British Airways’in Heathrow’daki merkezi olan Terminal 5’in ana binasına yanaştı.

Daha uçağın içerisindeyken, baş üstü ekranlarından, aktarmalı uçuşu bulunan yolcuların terminal içerisinde hangi yolları takip etmeleri gerektiğine ilişkin yayın yapılmaya başlandı.

Uçaktan indikten sonra da mükemmel olarak niteleyebileceğimiz bir aktarma deneyimi yaşadık.

Gerek yön belirten işaretler ve gerekse personel desteği sayesinde, gideceğimiz kapıyı elimizle koymuş gibi bulduk.

Bu noktada Heathrow Havalimanı’ndaki internet bağlantısından da bahsetmemiz gerekiyor.

Çok basit bir biçimde terminal içerisindeki kablosuz ağa ücretsiz bir biçimde bağlanmak mümkün.

Heathrow yolculara, terminalde kablosuz ağ bağlantısı bulunduğunu, uçuş bilgilendirme ekranları üzerinden de sürekli bir biçimde hatırlatıyor.

Bir sonraki uçuşumuz, Londra ile Belfast (George Best) Havalimanı arasındaydı.

Ve Londra Heatrow Havalimanı her zamanki gibi kalkış için sıra bekleyen uçaklarla doluydu.

Bu kez uçağımız, Airbus A319 tipindeydi.

Uçak içi ikram ve eğlence sistemlerinde durum, İstanbul uçuşundakiyle aynıydı.

Neticede görünen o ki, kısa menzilli hatlarda, tıpkı geçmiş yıllarda ABD’de olduğu gibi Avrupa’da da tüm havayolu şirketleri, düşük maliyetli taşıyıcı iş modelini uygulamaya başlayacak.

Asıl fark, uzun menzilli uçuşlarda olacak.


Posted

in

Comments

One response to “British Airways Yolcu Deneyimi”