Mağarada Jet Uçağı

Viyana’ya herhangi bir tur firmasıyla gidenlerin iyi bileceği üzere Hinterbrühl ve Mayerling taraflarına yarım günlük ekstra gezi düzenleniyor. Benim de katıldığım bu gezide Hinterbrühl kasabasında Seegrotte diye tanınan bir yeraltı mağara gölünde elektrikli bir tekneyle tur attık. Eskiden maden olan bu mağarayı 20. yy.’ın başındaki büyük bir patlamada su basınca Avrupa’nın en büyük yeraltı gölü oluşmuş.

Durumu asıl ilginç kılan nokta ise, II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin, 1943 yılının ikinci yarısında, Viyana’nın hemen dışındaki bu mağarayı, jet uçağı parçaları üretme amaçlı ve ana merkezi yine Avusturya’nın kuzeyindeki Mauthausen kasabası olan bir uydu çalışma kampına çevirmeleri. Burası, Mauthausen-Gusen adıyla toplamda 200.000 civarında insanın öldüğü bilinen merkez toplama kamplarının 60 civarındaki alt bölümlerinden (subcamp) biriymiş.

Bize orada, 3-4 bin civarında Yahudi esirin bu mağarada çalıştırıldığı söylense de  www.jewishvirtuallibrary.org sitesine göre burada çalıştırılan yahudilerin sayısı 1.800 civarında. Bu esirlerin, Heinkel He 162 Volksjäger (Halkın Savaşçısı) olarak bilinen ve II. Dünya Savaşı’nda Luftwaffe tarafından aktif olarak kullanılan, büyük kısmı tahtadan yapılmış ve çok hafif (2 tonu geçmiyormuş) birinci nesil jet motorlu avcı uçağına ait bazı parçaların üretiminde çalıştırıldığı biliniyor.

Uçak hakkında biraz bilgi vermek gerekirse; 500 metrelik bir pistte bile take-off yapabildiğini, 750 km. sürate ulaşabildiğini ve iki bombardıman silahı taşıyabildiğini söyleyebiliriz. Dizaynının belirlenmesi ile ilk uçuşun arasında geçen süre 90 gün bile değilmiş. Demek ki savaş şartlarında inanılmaz işler başarılabiliyor.

Mağaraya yerleştirilen esirler, başta BMW-003 turbojet motoru olmak üzere bu uçağa ait bazı parçaların imalatında çalışmışlar. Hinterbrühl gibi onlarca fabrikada (çalışma kampında) üretilen parçalar daha sonra bir hava üssüne veya uçuş test merkezine gönderilmek üzere birleştiriliyormuş. Wikipedia’da yer alan bilgilere göre; uçağa, üretim programının adı olarak Salamander (Semender), Heinkel tarafından ise Spatz (Serçe) ismi verilmiş.

Uçağın çeşitli tiplerini ABD, Paris ve Londra’daki bazı müzelerde görmek mümkün. Üretimde kullanılan ekipmanın günümüze kadar gelebilen ve çoğu rutubetli ortamın etkisiyle iyice çürümüş bazı örneklerini aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz.

Abdullah Nergiz

Ticarî havayolu sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.