Geleceğin Havalimanları Nasıl Olacak?

Istanbul_IST_new airport_Grimshawİlerleyen teknoloji, düşen maliyetler ve internetin küreselleşme etkisi, seyahat eden kişi sayısını her geçen gün artırıyor.

Uzak mesafelere ulaşmanın en kısa ve rahat yolu olan havayolu sektörü de tabii olarak bu gelişmeden payına düşeni alıyor.

Özellikle 1990’lı yıllarda yaşanan ve insanlığın üçüncü küreselleşme dalgası olarak nitelen gelişmeye paralel bir biçimde doğan düşük maliyetli ve bölgesel taşıyıcılar, havayolu ile seyahat edenlerin sayısında büyük artışlar yaşanmasını sağlamıştı.

Ancak havayolu seyahat zincirinin en kritik halkalarından bir tanesi konumundaki havalimanları, bu hızlı gelişmeye gerektiği çabuklukta uyum gösteremedi.

Artan yolcu sayısına kapasite açısından cevap vermekten uzak kalan havalimanları, 11 Eylül 2001 saldırısının getirdiği olağanüstü güvenlik tedbirlerinin de etkisiyle, uçak yolcuları için tam manasıyla bir dar boğaz haline dönüştü.

Bu duruma çareler arayan yerel otoriteler, ya tamamen yeni havalimanları inşa etme, ya da mevcut terminalleri yenileme yönünde hareket etmeye başladılar.

Söz konusu projelerin çok uzun soluklu olması, özellikle 2000’li yılların başından itibaren baş döndürücü hale gelen teknolojik değişimler ve buna bağlı olarak insanoğlunun hayat tarzı ve alışkanlıklarının da aynı hızla değişmesi karşısında, yeni inşa edilen havalimanı ve terminallerin daha en baştan ihtiyaçları karşılayamaz duruma düşmesine sebep oldu.

Bu yüzden, günümüzün havalimanı tasarımcıları, çok zor bir yükün altına girerek, geleceğin yolcularının ihtiyacını karşılayabilecek çözümler üretmenin yollarını arıyor.

Aslında çözüm hem çok kolay, hem de çok zor.

Yolcu-odaklı bir biçimde tasarlanacak bir ortam, geleceğin havalimanının nasıl olması gerektiğinin cevabı. Ama mevcut kısıtlar, bu sonuca ulaşmayı zorlaştırıyor.

Son 5-6 yıl içerisinde hizmete giren New York JFK Terminal 5, Los Angeles LAX Bradley West Terminal ve Londra Heathrow T2 terminalleri, geleceğin havalimanlarının ipuçlarını barındırıyor.

Buradan yola çıkarak, yeni havalimanı terminallerinin ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğine kısaca değinelim.

Aydınlık

Yeni terminallerin yüksek tavanları, geniş pencereleri ve bütünleşik bir yapısı olmalı. Sunî aydınlatma yerine mümkün olduğunca tabii ışığın kullanılması, ferah bir ortam sağlamanın ilk şartı.

Tüm terminalin tek bir çatı altında toplanması da yine bu çerçevede öncelikle ele alınmalı.

Teknoloji

Geleceğin havalimanını tasarlamanın belki de en zor tarafı, hızla değişen teknolojiye ayak uydurmak. Bu sorun belki de, futuristik bir yaklaşımla bir nebze de olsa çözülebilir. Yeni havalimanları özellikle, self-servis imkânı sunma açısından sınır tanımamalı.

Singapur Changi Havalimanı’nın 2018 yılında hizmete girmesi beklenen Jewel adlı yeni terminalini bu açıdan yakından takip etmekte fayda var.

Çevreyle Bütünlük

Havalimanı tasarımları, bulundukları şehrin mimarî ve çevresel dokusuyla uyumlu olmalı. Bu sayede, her zaman için bir gerginlik vesilesi durumundaki uçak seyahati öncesinde, yolcuları ruhî açıdan rahatlatmak mümkün olabilir.

Spotting

İnsanlar uçakların inişini kalkışını, park edişini, taksi yapışını seyretmek istiyor.

Yolcu sayısı ne kadar artarsa artsın, havalimanı operasyonu kişiler nezdindeki sıra dışılığını her zaman koruyacak. Yeni havalimanların pist ve apronun rahatça görülebileceği gözlem teraslarına ihtiyaç var.

Biniş Kapılarında Daha İyi Hizmet

Aslında şu anda da belli oranda yapılıyor ancak uçağa binmeden önceki son nokta olan biniş kapıları (gate) çevresindeki yeme-içme ve alışveriş imkânlarının çok daha gelişmiş olması gerekiyor.

Yine bu bölgelerde yolcuların elektronik cihazlarını şarj edebilecekleri yerler bulunması önemli.

Güvenlik Kontrolü Süreci

Havalimanlarını çekilmez hâle getiren belki de en baş unsur, güvenlik taramaları.

Ne yapılıp edilip, güvenlik kontrolü sürecini hem hızlandırmalı hem de kolaylaştırmalı. ABD’de deneme aşamasında olan “Pre-Check” uygulaması, teknolojinin nimetlerinden de faydalanılarak yaygınlaştırılabilir.

Abdullah Nergiz

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.