Belgesel: Central Airport THF

Geçen sene Berlin’in tarihî havalimanı Tempelhof’u ziyaret edip bir video çekmiştim.

Orada da değindiğim üzere Tempelhof, 2015 yılında yaşanan mülteci krizi sebebiyle, çok sayıda zorunlu göçmene bir süreliğine ev sahipliği yapmıştı.

Tempelhof hangarları geniş ölçekli mülteci konaklaması için 25 Ekim 2015’ten 12 Aralık 2017’ye kadar, daha geniş tanımla mülteci kabul ve geçici barınma işlevi içinse 25 Ekim 2015’ten Aralık 2018’e kadar kullanılmıştı.

Karim Aïnouz imzalı Central Airport THF adlı 2018 yapımı belgesel, işte o döneme ışık tutmaya çalışıyor.

Belgesel, 2016’nın başından itibaren bir seneyi biraz geçen bir zaman dilimini kapsıyor.

Central Airport THF
Central Airport THF

Belgeselde Tempelhof yalnızca tarihî bir yapı değil; Avrupa’nın hafızasını, göç politikasını ve insana bakışını aynı anda yansıtan büyük bir sahneye dönüşüyor. Tempelhof’un, 2008’de hava trafiğine kapatılmasından yıllar sonra sığınmacılar için geçici barınma alanı olarak kullanılması başlı başına çok güçlü bir fikir.

Belgeselin en dikkat çekici tarafı da tam olarak bu tarihî ve sembolik çerçeveyi, duygu sömürüsüne kaçmadan işlemesi.

Aïnouz, meseleyi ajitasyona yaslamıyor. Büyük laflar etmekten kaçınıyor. Onun yerine kamerayı, bu devasa mimarinin içinde günlük hayatlarını sürdürmeye çalışan insanlara çeviriyor. Böylece seyirci, “göç krizi” gibi sık duyduğu bir kavramı, soyut bir haber başlığı olarak değil, daralan hayatlar ve uzayan bekleyişler üzerinden hissediyor.

Belgeselin en güçlü yönlerinden biri, Tempelhof’un kendisini neredeyse bağımsız bir karakter gibi kullanması. Geniş hangarlar, uzun koridorlar, boşluk hissi veren iç mekânlar ve sert mimari çizgiler, film boyunca insan ölçeğiyle sürekli çatışıyor.

Tempelhof Hangarında, Mülteci Barınma Sahası
Tempelhof Hangarında, Mülteci Barınma Sahası

Bir zamanlar havacılığın prestijini, hareketliliğini ve modernliğini temsil eden bu yapı artık belirsizliğin ve geçiciliğin mekânı hâline geliyor. İşte Central Airport THF tam bu karşıtlıktan besleniyor. Havalimanlarının normalde hareket, bağlantı ve varış duygusu uyandıran dünyası burada yerini beklemeye, sıkışmaya ve askıda kalmaya bırakıyor.

Görüntü dili de filmin etkisini artıran başlıca unsurlardan biri. Kadrajlar son derece kontrollü. Estetik açıdan bakıldığında oldukça sade, hatta yer yer mesafeli bir yaklaşım var. Ancak bu mesafe bilinçli bir tercih gibi duruyor. Yönetmen, izleyiciyi yönlendirmek yerine gözlem yapmaya davet ediyor.

Bu sayede film, duyguyu müzik ya da dramatik kurgu üzerinden yükseltmek yerine, mekânın ağırlığı ve insanların gündelik hâlleri üzerinden kuruyor. Özellikle Tempelhof gibi havacılık tarihi açısından çok özel bir yapının bu kadar sakin ama etkili biçimde perdeye taşınması, belgeselin ayrı bir değer kazanmasını sağlıyor.

Berlin Tempelhof Havalimanı
Berlin Tempelhof Havalimanı

Öte yandan bu tercih, filmin herkese hitap etmesini zorlaştırabilir.

Çünkü Central Airport THF hızlı akan, seyirciyi sürekli canlı tutan bir anlatı kurmuyor. Ritim bilinçli biçimde yavaş. Anlatım ise yer yer soğuk sayılabilecek kadar kontrollü. Bazı izleyiciler bunu güçlü bir sinema tercihi olarak görecektir.

Bazıları içinse film, duygusal temas kurmakta zorlanan bir yapım gibi hissedebilir. Ancak burada asıl mesele, belgeselin izleyiciyi sarsmak için sesini yükseltmemesi. Tam tersine, gündelik hayatın tekdüzeliği içindeki kırılmayı göstermeyi seçmesi.

Bu yönüyle Central Airport THF, yalnızca göç meselesini anlatan bir belgesel değil. Aynı zamanda havalimanı kavramının tarihsel ve simgesel anlamı üzerine de düşündüren bir film. Tempelhof, burada artık uçuşların merkezi değil; yere mahkûm edilmiş hayatların geçici durağı.

Belgesel de bu çelişkiyi oldukça zarif bir sinema diliyle görünür kılıyor.

Özellikle havacılık tarihi, kent hafızası ve mimarinin insan hayatı üzerindeki etkisiyle ilgilenenler için Central Airport THF, yakın geçmişi yeniden hatırlamak için tercih edilebilir.