Lufthansa tıpkı diğer havayolları gibi bir yandan artan akaryakıt giderleriyle mücadele ederken diğer yandan da büyüme planlarını yürütmeyi sürdürüyor.
Basına yansıyan son haberlere göre, Lufthansa’nın önümüzdeki dönemde bu konudaki ağırlık merkezi, Münih olacak gibi görünüyor.

Aslında Almanya’nın iki büyük aktarma merkezi olan Frankfurt ve Münih, uzun süredir Lufthansa’nın ilave kapasitesini kendi tarafına çekmeye çalışıyor.
Frankfurt cephesinde, 23 Nisan’da Terminal 3’ün açılmasıyla birlikte mevcut Terminal 2’nin boşalması bekleniyor. Fraport’un hedefi, kapsamlı bir yenileme sürecinin ardından bu yapıyı yeniden Lufthansa yolcularıyla doldurmak oluyor.
Münih’te ise yıllardır gündemde bulunan ve Terminal 2 uydu binasını T biçimli bir yapıya dönüştürecek “T-Stiel” projesi masada bekliyor.
Lufthansa, kısa vadede Münih seçeneğine daha sıcak bakıyor.
Bunun en önemli sebeplerinden biri, şirketin Münih’te kullandığı terminali havalimanı işletmesiyle ortak girişim modeli içinde yönetiyor olması.
Başka bir deyişle Lufthansa, burada yalnızca kullanıcı değil aynı zamanda yapının gelişiminde söz sahibi bir ortak olarak konumlanıyor. Frankfurt’ta benzer bir modelin kurulamamış olması, dengeyi Münih lehine çeviriyor.
Son yıllarda Airbus A380 uçaklarının Münih’e de konuşlandırılması, Lufthansa x Münih Havalimanı arasındaki olumlu ilişkinin son derece güçlü bir yansıması.

Frankfurt ile Lufthansa arasındaki geçmiş gerilim de bu tercihi etkiliyor gibi görünüyor.
Fraport’un yıllar önce Ryanair’i Frankfurt’a çekmesi ve indirimli ücret politikası tartışmaları, iki taraf arasındaki ilişkiyi zedelemişti. Son dönemde ilişkilerin iş düzeyinde toparlandığı belirtilse de eski sürtüşmelerin tamamen unutulmadığı anlaşılıyor.
Münih’teki daha uyumlu yapı ise Lufthansa açısından daha cazip bir genişleme zemini sunuyor.
Bununla birlikte Frankfurt’un önemini yitirdiğini söylemek tabii ki mümkün değil.
Lufthansa’nın önümüzdeki yıllarda teslim alacağı 200’den fazla yeni uçak ve uzun menzilli filoda öngörülen yüzde 20’lik artış, Frankfurt’ta da ek büyüme ihtiyacını gündemde tutuyor. Özellikle Condor’un 2027’de Terminal 1’deki alanlarını boşaltmasının ardından Lufthansa’nın burada genişlemesi güçlü bir ihtimal olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak Lufthansa’nın kısa vadede Münih’i tercih etmesi sürpriz sayılmıyor.
Ortak girişim modeli, daha net yatırım zemini ve daha uyumlu ilişki yapısı Münih’i öne çıkarıyor.
Fakat Frankfurt, pist kapasitesi, yolcu hacmi ve uzun vadeli hub rolü sayesinde Lufthansa için vazgeçilmez önemini koruyor. Bu sebeple ortada bir kazanan – kaybeden ilişkisinden çok, büyümenin aşamalı biçimde iki merkeze farklı zamanlarda dağıtıldığı bir strateji bulunuyor.
