ABD, yabancı üretimi insansız hava araçlarını (İHA) kısıtlamanın yollarını arıyor.
Bu çerçevede, Federal İletişim Komisyonu (FCC), geçen ay aldığı bir kararla ABD dışında üretilmiş İHA’ların satışını yasakladı.
Karara gerekçe olarak, ulusal güvenlik endişeleri gösterildi.

FCC’nin bu hamlesi, teknik bir düzenlemeden ziyade, jeopolitik ve güvenlik eksenli bir sanayi politikası adımı olarak okunmalı.
Kararın merkezinde, özellikle Çin merkezli DJI firması bulunuyor.
Küresel İHA pazarının büyük bölümüne hâkim olan DJI’nin, ABD tarafından “kabul edilemez ulusal güvenlik riski” olarak sınıflandırılması, Washington’un teknoloji alanında Çin’e karşı sürdürdüğü stratejik ayrışmanın (decoupling) bir uzantısı niteliğinde.
FCC’nin, yasağı 2026 FIFA Dünya Kupası ile 2028 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları gibi büyük organizasyonlara ve hava sahası güvenliğine bağlaması, kararın iç güvenlik söylemiyle meşrulaştırıldığını gösteriyor.
Bununla birlikte, karar metni dikkatle incelendiğinde, asıl hedefin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda ABD’nin yerli İHA sanayi altyapısını korumak ve yeniden inşa etmek olduğu görülüyor.
FCC’nin, yabancı UAS’ların satışının “ABD UAS sanayi tabanının dayanıklılığını zayıflattığı” yönündeki vurgusu, kararın korumacı bir endüstriyel boyutu olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Çin, FCC’nin kararını ulusal güvenlik kavramının aşırı ve ayrımcı biçimde kullanılmasıyla Çinli şirketleri hedef alan siyasi bir hamle olarak nitelendirerek, ABD’nin bu tutumda ısrar etmesi hâlinde meşru çıkarlarını korumak için karşılık vereceğini açıkladı.
Çin tarafının tepkisi, ABD’nin bu hamlesini, ulusal güvenlik gerekçesi altında yürütülen ayrımcı bir ticaret ve teknoloji kısıtlaması olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Bu durum, İHA’ların artık yalnızca sivil veya ticari araçlar değil, hava sahası egemenliği ve güvenlik mimarisinin bir parçası olarak görüldüğünü teyit ediyor.
Sonuç olarak FCC’nin yasaklama kararı, İHA pazarında “kim daha güvenli?” tartışmasını kapatıp, “kim kontrol ediyor?” sorusunu merkeze yerleştiriyor.
ABD, bu hamleyle teknoloji rekabetinde regülasyonu bir silah olarak kullandığını açıkça ilan etmiş durumda.

