Afrika’daki Havalimanlarının Modernize Edilmesi Gerekiyor

Birkaç ay evvel Ruanda’nın başkenti Kigali’de düzenlenen Aviation Africa adlı konferansta Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ve merkezi Kenya’da olan Afrika Havayolları Birliği Genel Sekreteri Elijah Chingosho, daha fazla Afrika ülkesinin Afrika Ortak Hava Ulaştırma Pazarı (SAATM: Single African Air Transport Market) girişimine katılmasının önemini vurgularken, bunun Afrika’nın refahı ve küresel ekonomideki geleceği üzerinde yaratacağı olumlu etkilerin de altını çizdiler.

Kagame ve Chingosho’nun Afrika hava taşımacılığı pazarındaki serbestleşme ve reform çağrılarını daha gerçekçi bir pencereden ele alacak olursak, 44 Afrika ülkesi, aralarındaki Açık Semalar olanağını getiren Yamoussoukro Bildirisi’ni imzalayalı henüz sadece 20 sene oldu.

Yine de Afrika Sivil Havacılık Komisyonu’nun yaptığı bir açıklamaya göre Afrika sivil havacılık taşımacılığına gerçek anlamda serbestleşmeyi ve kıta içi hava taşımacılığı ile beraberinde ekonomik kalkınmayı getirmeyi sağlayacak olan SAATM’e katılan 28 ülkenin çoğunun anlaşmanın gerekliliklerinin yerine getirmeye başladıkları görülüyor.

Fakat bir engel var.

Kıtanın, çoğunluğu 1960 veya 1970’lerde inşa edilmiş ve günümüzde modernizasyona ihtiyaç duyan havalimanı altyapısı.

Bu köhnemiş altyapı kıtaya sadece bir kapasite sorunu getirmiyor, aynı zamanda güvenlik ve emniyet riskleri de barındırıyor.

IATA, 2018 senesinde yayınladığı bir araştırma ile Afrikalı hükümetlere ivedilikle ICAO Emniyet Standartlarına ve Tavsiye Edilen Uygulamalarına (SARPS) uymaları çağrısı yaptı.

IATA’ya göre 2017 yılı sonunda sadece 26 Afrika ülkesi en az %60 mertebesinde SARPS uyumluluğu göstermekte idi. Geri kalanlar ise bu oranın da altında kalmakta.

Boeing ve Airbus’ın 2036’ya kadar her sene ortalama %6 oranında büyüyeceğini öngördüğü Afrika havacılık pazarı adına gerekli bu yeni emniyetli, güvenli ve modern havalimanı altyapısı için ise yeni yatırımların elzem olduğu son derece açık.

Oysa her geçen gün daha yüksek şekilde borç sarmalında yer almakta olan Afrika devleti hükümetleri için bu yeni altyapıyı yatırımlarını özel sektör katılımı olmadan hayata geçirmek oldukça zor görünüyor.

African Infrastructure Investment Managers (AIIM) adlı özel sermaye fonu yöneticisi kuruluşa göre Afrika ülkelerinin kıtada modern havacılık faaliyetleri için gerekli olan 60 havalimanı yatırım projesi için 22 milyar USD’ye ihtiyacı var.

İşletilen yolcu sayısına oranla özel sektörün havalimanı işletmeciliği pazarına katılımı %75 olan Avrupa kıtası ve %43 olan dünya geneline kıyasla Afrika’da bu oran sadece %11.

Bu açında bakıldığında finansman, yatırım kabiliyeti ve teknik uzmanlık sağlayabilecek olan özel sermaye Afrika havalimanları pazarına büyük bir dinamizm getirebilir.

AIIM’ın hissedarı olduğu, Afrika’da Gabon, Fildişi Sahilleri, ve Kongo’da işlettiği toplam beş havalimanı ile yılda yaklaşık 4 milyon yolcu ağırlayan SEGAP’ın (Societe D’exploitation Et De Gestion Aeroportuaires), 2018 senesinde Gabon’un Libreville Uluslararası Havalimanı için ICAO Havalimanı Sertifikası alması ve Orta Afrika’da bunu başaran ilk havalimanı olması bu işbirliğine güzel bir örnek.

Afrika’daki bir çok havalimanı kamu tarafından idare edilse de kamu-özel ortaklığı modeline ev sahipliği yapan ve özel sektörün başarı ile işlettiği havalimanları olduğunu da görüyoruz.

Bunlardan birisi yukarıda bahsettiğimiz SEGAP.

Abican, Pointe-Noire ve Brazzaville havalimanlarında işletmeci konumunda olan grubun %50’si, AIIM’nin yönetmekte olduğu African Infrastructure Investment Fund 3 isimli özel fon tarafından satın alındı. SEGAP’ın kalan %50’si ise Fransız Egis Group’a ait.

SEGAP ve Egis, 1990’ların ortasında Fildişi Sahilleri’ndeki Abican şehrinin Felix Houphouet-Boigny Uluslararası Havalimanını (IATA Kodu : ABJ) işletmek için AERIA adlı imtiyaz sahibi bir şirket teşkil ederek, 1996’dan beri yapmış oldukları 120 Milyon Euro’luk yatırım ile ABJ’yi işletmekteler.

2018 senesinde 2,2 milyon yolcu ağırlayan havalimanını aynı grup 2030 senesine kadar işletecek.

ABJ’nin 2018 yılında ACI tarafından Afrika’daki “En Çok Gelişim Gösteren Havalimanı” ödülüne layık görüldüğünü ve Routes Africa pazarlama ödüllerinde 4 milyon yolcu altı kategoride ödül aldığını belirtmekte fayda var.

ABJ’den şu anda 20’den fazla havayolu ile 35’den fazla destinasyona erişim sağlanabiliyor.

ACI’ın Havalimanı Karbon Akreditasyonu programı altında Level 3+ yani Karbon Nötr Havalimanı seviyesine erişen ABJ, özel sektör idamesi altında 2015 senesinde TSA güvenlik akreditasyonunu, 2016 senesinde ISO 9001 kalite yönetimi akreditasyonunu ve 2017 senesinde ise ICAO emniyet sertifikasyonunu elde etti.

ABJ’nin tüm bu başarılarına rağmen Afrika hükümetleri özel sermaye yatırımları ve kamu-özel ortaklıkları konusunda oldukça korumacı.

Oysa kıtanın havalimanları konusunda daha fazla başarı hikayesine ihtiyacı var ki özel sermaye bu pazar için adeta biçilmiş kaftan.

Afrika şu anda nüfus bakımından en hızlı büyüyen kıta ve 2050 senesinde nüfusun, bugünkünün iki katı kadar olması bekleniyor.

Ancak Afrika’nın bölgesel ve uluslararası ticaret bağlarını geliştirebilmesi için daha modern bir altyapıya sahip olması şart.

Bu durum özellikle denize kıyısı olmayan ülkeler için geçerli.

Bunun olabilmesi için de öncelikle Afrika ülkelerinin bu pazarı havalimanı yatırımlarını yapılandırabilmeleri adına özel sermaye için daha cazip ve sürdürülebilir hale getirmesi gerekmekte.

Afrika’daki bu pazarın gelişimini ve gelecekteki aktörlerini hep birlikte izleyip göreceğiz.


Posted

in