Uçuş Fobisi

Önceki yazımda temelde psikolojik bir rahatsızlık olan “uçuş fobisi”ni daha sonra incelemeye çalışacağımızı söylemiştim. Bakalım uçuş fobisi neymiş ve nasıl tedavi ediliyormuş?

Konuyla ilgili internette araştırma yaparken, çoğu sitenin aynı yazıyı birbirlerinden kopyaladığını fark ettim.

Bu yazıda uçakların ne kadar güvenli oldukları irdelenmiş ve diğer ulaşım seçeneklerine göre kaza yapma olasılıklarının ne kadar az olduğu istatistiksel olarak belirtilmiş. Ulaşım biçimine göre kaza olasılıkları;

Uçuş: 1/4.500.000

Tren yolu: 1/80.000

Otoyol: 1/14.000

Yürüyüş: 1/2.500.000 imiş.

Kendi adıma, buralarda yer alan istatistikleri pek güvenli görmediğim için (doğruya yakın istatistikleri http://en.wikipedia.org/wiki/Air_safety#cite_note-37 adresindeki dipnotlardan edinebilirsiniz) araştırmaya devam ettim.

http://www.fearofflying.com adlı sitede yer alan ve esasen American Scientist dergisinin Ocak-Şubat/2003 sayısında yer alan bir makaleye göre; uçak kazalarının % 95’inin iniş ve kalkışlarda meydana gelmesi nedeniyle, bir kere uçuşun kısa veya uzun olmasının neredeyse hiçbir önemi olmadığına dikkat çekilmiş.

Bununla birlikte, karayolunda ise seyahat süresinin kaza yapma olasılığı ile doğrudan orantılı olduğu belirtiliyor. Araştırmada, ABD’de en güvenli olduğu bilinen bir otoyolda (bunu özellikle belirtmişler) 11 dakika 47 saniye kara aracıyla gitmenin, yaklaşık 14 saat süren bir uçuşla aynı riske sahip olduğu iddia edilmiş.

Bunun yanı sıra, aynı yazıda; 694 mil ve 1,5 saat süren ortalama bir uçuşun, aynı mesafedeki karayolu ulaşımından 65 kat daha güvenli olduğu da iddia ediliyor.

Buna göre, aralarında 2821 mil mesafe bulunan New York – Los Angeles hattının havayolu kullanıldığında karayoluna göre 261 kat güvenli olduğu saptanmış.

Merak edenler makale metnine bu adresten ulaşabilirler: http://www.americanscientist.org/issues/pub/2003/1/flying-and-driving-after-the-september-11-attacks/1

http://www.fearofflying.com adlı sitede ayrıca Boeing firmasının 1980’de yayımlanan bir raporuna da yer verilmiş.

Buna göre, her üç yetişkin Amerikalıdan biri bu korkuya sahipmiş. Son yıllarda yayımlanan iki farklı araştırmaya göre, uçuş fobisinin kadınlarda erkeklere göre 2 kat yaygın olduğu anlaşılmış.

Gelişmiş ülkelerdekine paralel olarak ülkemizde de uçuş fobisi ile başa çıkma eğitimleri (psikolojik/psikiyatrik seanslar ve danışmanlık adları altında) çoktan başlamış durumda.

Bunların yaygınlığı, ülkemizde de uçak seferlerinin ve yolcu sayısının artması ile fobisini fark etmeye başlayanların çokluğunu gösteriyor.

THY’nin de Havacılık Akademisi’nde 2008 yılında uçuş fobisi ile başa çıkma eğitimi başlattığını biliyoruz.

Ancak halen devam edip etmedikleri konusunda sitesinde herhangi bir bilgiye rastlayamadım. Üç aşamalı olduğu belirtilen bu eğitimde teorik ve teknik bilgiler, önce simülatörde ve sonrasında gerçek uçuşla giderilmeye çalışılmaktaymış.

Bu eğitime katılanlardan biri o kadar memnun kalmış ki, gazeteye “teşekkür ilanı” vermiş: http://www.airnewstimes.com/gundem/405-Ucus-fobisini-egitimle-yendi..html .

Sabah Gazetesi’nin Günaydın ekinin Sağlık köşesinde (Esra Tüzün) Mart/2009 ayı içerisinde bu fobiyle ilgili bir yazı dizisi yayımlanmış.

Oldukça ilginç tespitler içeren bu dizi ağırlıklı olarak Psikiyatrist Dr. Nihat Kaya ile yapılmış röportajdan oluşuyor. Meraklısı için bir linki vereyim, oradan diğer günlerdeki yazılara da ulaşabilirsiniz: http://arsiv.sabah.com.tr/2009/03/05/gny/haber,E1824EDE545F421E94BA9CB3CC12C016.html

Bir başka havacılık sitesinde de Bugün Gazetesi’nden alıntı yapılarak uçuş korkusu bulunan ünlüler sıralanmış:

Yazıya göre, bu ünlüler; Sezen Aksu, Müslüm Gürses, Bergüzar Korel (dediğine göre her nasılsa kokpite giriyor ama orada da korkusu geçmiyormuş), Nefise Karatay, Türkan Şoray ve Emrah.

Biraz araştırınca Hasan Şaş ve Davut Güloğlu’nun da bu korkuya sahip olduğunu görüyoruz.

abancı ünlüler arasında bir futbolcu Dennis Bergkamp’ı (kalkıştan önce uçakta bomba olduğuna yönelik bir şaka sonucu oluşan fobisi lakabını non-Flying Dutchman’a (uçmayan Hollandalı) çıkarmış) biliyordum ama şu listeye göre sandığımdan çokmuş: http://en.wikipedia.org/wiki/Fear_of_flying#Famous_aviatophobics .

Psikiyatristler ve bu konuda uzmanlaşan diğer bilim insanları, uçuş korkusunu yenmenin temel şartının, havacılık hakkında bilgi sahibi olmaktan geçtiği konusunda hemfikirler. Uçuş korkusunun, kişilerin gündelik yaşamlarındaki davranış biçimleriyle bir ilgisinin olmadığı da gözlemlenmiş.

Swiss International’ın Batı ve Güney Avrupa Bölge Direktörü Lalin Sabuncuoğlu Janssen (hala aynı görevde mi bilmiyorum), geçtiğimiz yıl Hürriyet Köşe Yazarı Ayşe Arman’ı, bu konuda uzmanlaşmış bir Psikolog olan Fabian Regard ile tanıştırmış ve Arman kafasındaki soru işaretlerine büyük ölçüde cevap bulmuş: http://www.haberkapisi.com/yazi/-bindigimiz-ucagin-kaza-yapma-ihtimali-11-milyonda-bir-5984.htm

En hoşuma giden söz şu oldu: “uçak havada yüzüyor”. Uçağı, karayolu taşımacılığı ile karşılaştırıp “duramayan bir şeye binmem arkadaş” diye kestirip atanlara verilecek en doğru cevap bu olsa gerek.

Prof.Dr. Sedat Özkan da, gördüğüm kadarıyla bu konuda ülkemizde en doyurucu bilgiyi veren ve tedaviyi sunan uzmanlardan biri: http://www.psikiyatriktip.com/index.asp?id=37 .

Kişisel tavsiye olarak, uçuş korkusu olanlara, kendilerini uçucu personelin yerine koymalarını, kimsenin bile bile kendini tehlikeye atmayacağını düşünerek rahatlamalarını öneriyorum.

Havacılıkla amatör düzeyde ilgilenen Ceyhun Arca, her fırsatını bulduğunda seyahat ederek, dünyanın farklı noktalarını tanımaya çalışıyor.