Republic Airways, Bombardier CS300 Siparişi Verdi

Arada sırada bizim medyada çıkan “heyecan” dolu haberlere çok aldırış etmeyin.

Tayyare üretmek o kadar kolay bir iş değildir.

20. yüzyıla baktığımızda ABD, AB ve SSCB dışında ciddi bir tayyare üreticisi ülkeye rastlamak zor.

Zaten SSCB de tarih sahnesine veda edişiyle birlikte tayyare üretimine uzunca bir süre ara vermek zorunda kalmıştır.

Bir yandan bu işin çok yüksek maliyetli olması, diğer yandan da üretilecek tayyareler için yeterli talebin olmaması tayyare üretimi yapmak isteyen ülkelerin önündeki en önemli engel.

Ama bu durum değişeceğe benziyor.

Özellikle son 15 – 20 sene içerisinde anormal bir biçimde hızlı gelişen bilişim teknolojilerinin sayesinde tayyare üretmek artık eskisi kadar zor değil.

Bunun yanı sıra hızla büyüyen ve filosundaki tayyareleri yenilemek isteyen havayolu şirketlerinin sayesinde pazar da eskisine nispeten daha büyük bir hacme sahip.

Bombardier CS300

Bu durumdan faydalanmak isteyen bazı ülkeler kendi tayyarelerini kendileri üretme yolunda hızlı adımlar atıyor.

Zaten uzun zamandır bu piyasanın içinde olan Brezilya, Embraer firması ile, Kanada ise Bombardier ile üretim yapmaya devam ediyor.

Bu ülkelerin yanı sıra Çin ve Rusya da kendi uçaklarını üretmek konusunda büyük yol kat ettiler.

Ama dediğim gibi gerek maliyet ve gerekse talep konusu, Rusya ve Çin gibi dev ülkelerin bile ilk aşamada ancak bölgesel jet üretimine yönelmesine sebep oluyor.

İşte bu noktada, geçtiğimiz Perşembe günü verilen bir tayyare siparişine değinmeden geçmek olmaz.

ABD’nin önemli bölgesel ve besleyici havayolu şirketlerinden olan Republic Airways, Bombardier’in yeni nesil CS300 tipi uçaklarından 40 adet kesin ve 40 adet de opsiyonlu olmak üzere tam 80 adet sipariş etti.

Bombardier firması için son derece önemli bir gelişme; zira böylece Bombardier firması CS serisi yeni nesil tayyareleri için ABD’den ilk kez sipariş almış oldu.

Bu siparişin teslimatı 2015 yılının ikinci yarısında başlayacak.

CS300’ün özelliklerine baktığımda, kâğıt üzerindeki verilerinin son derece pozitif olduğunu gördüm.

Business Class’lı konfigurasyonda 120 yolcu alan bu tayyare, tamamen economy class olarak düzenlendiğinde ise koltuk aralığına göre 130-145 yolcu taşıyabiliyor.

Hem network ve hem de düşük maliyetli taşıyıcılar için cazip olabilecek seçenekler bunlar.

CS300’ün standart versiyonu 4000, uzun menzilli olanı ise yaklaşık 5500 kilometreye uçabiliyor.

Yani İstanbul’u merkez olarak aldığınızda Avrupa’da uçamayacağınız yer yok.

Ortadoğu’da Abu Dabi, Dubai gibi noktalara da rahatça ulaşabiliyorsunuz. Ve hatta Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerine de sefer düzenlemek mümkün.

Bir havayolu şirketi için filoya yeni bir uçak tipi eklemenin getirdiği zorluklar tabii ki CS300 için de geçerli.

Teknik bakım, kabin ve kokpit ekibinin eğitimi gibi konular ilk anda akla gelenler.

Yolcuların vereceği tepki de cabası.

Zira Türkiye şartlarında çok verimli olabilecek pervaneli – turboprop uçaklar, insanların bilinç altındaki ön yargılar sebebiyle (pervaneli uçak tehlikelidir) havayolu şirketleri tarafından kesinlikle tercih edilmiyor.

Hülasa; rekabet güzeldir.

Nasıl ki havayolu şirketleri arasındaki rekabet yolculara fayda sağlıyor, tayyare üreticileri arasındaki rekabet de havayolu şirketlerine yarar getirecek.

Bu yüzden, önümüzdeki günlerde bölgesel jet tipi üretim yapan firmaların aldığı sipariş sayısının artacağını tahmin ediyorum.

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 25 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.