IATA

İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, devletlerarası seviyede faaliyet gösteren ICAO’nun yanı sıra, havayolları düzeyinde faaliyet gösterecek olan Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği – IATA da sektöre yeniden merhaba diyordu.

Yeni IATA; güvenilir, itimat edilir, emniyetli ve hesaplı havacılık hizmetlerini teşvik ederek, havayolu şirketleri arasındaki işbirliğini tüketicilerin (yolcular) faydası lehine geliştirmeyi ilke edinmişti. İlk kurulduğunda 31 ülkeden 57 üyesi bulunana IATA bugün 140 farklı devletin 270 havayolu şirketine hizmet veriyor.

IATA’yı incelerken, ABD’de 1978 yılında gerçekleştirilen deregulasyon uygulamasını mutlaka göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

IATA’nın amaçları arasında, ICAO ile yakın işbirliği yaparak havayolu sektörünün sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkıda bulunmak da vardı. IATA’nın sivil havacılık sektörüne yaptığı en önemli katkılardan biri, yolcu ile havayolu arasındaki anlaşma olarak kabul edilen “Taşıma Şartları”dır (Conditions of Carriage). Hangi havayolu, nereye uçacak? Bilet fiyatları ne olacak? Farklı havayolları ile yapılan çoklu uçuşlardan elde edilen gelir nasıl muhasebeleştirilecek gibi sorular, sivil havacılığın gelişmesi açısından bir hayli kritikti. 1944’teki Şikago Konferansı özellikle ilk iki soruya bir çözüm getirememiş ve bunun sonucunda da havayolları arasındaki ikili anlaşmalar yapılması gündeme gelmişti.

Havacılık sektöründe, hem havayolu hem de havalimanı tarafında 20 yıla yakın profesyonel tecrübesi bulunan Dr. Abdullah Nergiz, Türkiye'nin ilk havacılık blogu olan Havayolu 101'in kurucusu ve baş editörüdür. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Türkiye sivil havacılık tarihi üzerine yapmış olan Nergiz, halen profesyonel kariyerinin yanı sıra özel bir üniversitede havacılıkla ilgili ders vermeye devam etmektedir.